Arşiv Ocak, 2008

Günün kaç saatini başında geçiriyorsunuz? İnternet başında geçirdiğiniz sürenin kaçta kaçını faydalı birşeyler yapmak için harcıyorsunuz?

Bu soruları sorarak başlamak istedim, çünkü bunlara benim vereceğim cevaplardan biri; faydalı birşeyler yapmak istiyorum, o yüzden yorum.

Şeffaf beyn Barış, bir dalgasına beni de katarak “neden blog yazıyorum?” sorusunu kendime sormamı sağladı. Öncelikle; çok fazla fırsatım olmasına rağmen günümün en fazla 3 saatini internete ayırıyorum. Bu süre içinde çok önemli bir sebebim yoksa msn filan kullanmıyorum. Hele ıvır zıvır chat siteleri, sosyal ağlar ( herhangi bir girdi konum değilse) asla yol güzergahımda yer almaz.

yorum çünkü; kendim için anı biriktiriyorum. yorum çünkü; dilim döndüğünce, yüreğim yettiğince doğru bildiğim ve yalnış gördüğüm herşeyi paylaşmak istiyorum. yorum çünkü; bayanlarında el becerileri, yemek tarifleri dışında da camiasında var olabileceğini herkesin anlamasını istiyorum.

Şimdi ne oldu tam anlayamadım, zira bu günlerde anlayışım kıt (!) , mahkeme kararı ile kapatıldı, sonra açıldı. Yeni gelen haberlerde İzmir 7. Sulh Ceza Mahkemesi yeniden kapatma kararı almış iddaları var. Bu duruma tam olarak ne denir anlamadım.

Aslında benim için varlığı ya da yokluğu birşey ifade etmiyor, ne yaparlarsa yapsınlar ama, sonuçta adamlara iki videoyu kaldırtamadılar diye erişim yasağı getirmelerine şaşırıyorum. Kısacası her dediğim gibi; yasağa karşıyım.

Neyse sonuçta benim paylaşmak istediğim farklı bir mevzu. Yotube öyle bir heyecan fırtınasıki  ister beğensinler ister beğenmesinler, Türkiye’de ciddi ciddi fanatikleri mevcut. İşte onlardan (Yasin Kültür ve Orçun Öztürk) bazıları da; “öyle mi olur? Bak böyle olur.” dercesine, Türkçe imkanı sağlayan bir geliştirmiş. Detayları kendi siteleri Türkçeyoutube.com da mevcut. Artık işniz çok kolay, emrinize Türkçe amade!

Ne yaptıysam şu Alexa’ya yaranamadım. Hala  ön sayfa resmi olarak, millattan kalma tema ğrafımı barındırıyor. Alexa’nın beni bu şekilde beynine kazıdığını düşünüyorum. Tamam itiraf ediyorum pek Alexa’nın sevdiği gibi davranmamış olabilirim, hatta şu resimde görülen temanın üstüne üç-beş tema daha kullanarak Alexa’nın kafasını karıştırmış olabilirim. Yinede İnsaf Alexa aylar oldu, beni hiç mi sevmiyorsun Alexa?

Trafic detaylarıma hiç bakmayın, onlar resimden de içler acısı. Detaylara fazla takılmıyorum ama, resim yok mu resim.  sana ne diyeyim Alexa, sende hayırsız çıktın! Zamana ayak  uydurdun, beni unuttun. :( Burdan Alexa botlara sesleniyorum; hele bir bakın temamla, sizdeki resimin ne alakası var?

Yine de sen bilirsin…

NASA’nın ’ta izleri aramak üzere gönderdiği keşif aracı ilginç ğraflar kaydetmiş. ğrafları inceleyen uzmanlar, sanki yürüyormuş ya da bir tepeciğe oturmuş gibi görülen bir “yaratık” tespit etti. Yaratığın bir tepeye tırmanıyormuş gibi oturduğu ve çıplak olduğu sanılıyor.

Yaratık muhtemelen Nasa aracını tanıyor olmalı ki (!)  haberde de ” gayet rahat pozisyonda” ifadesi kullanılmış. ğraftaki bir kaya mı? Yoksa canlı bir yaratık mı? Bunu ilerleyen gösterecek ama, eğer gerçekten bir yaratıksa ve  ğrafta gördüğümüz kadarı ile çıplaksa, henüz piyasası ile tanışmamış demektir (!) Henüz uzmanlar konuya temkinli yaklaşıp, açık açık ” evet yaratık” demeseler bile; Nasa’nın bir gün orada çıplak bir aile ile karşılaşma olasılığı bana pek imkansız gibi gelmiyor (!)

Aslında benim merak ettiğim; Nasa’ya tekstili nasıl taşırız? Eğer işin içine Çinliler girerse baştan Dünya’da olduğu gibi, ’ta da piyasalar allak bullak olmuş demektir. Şimdiden ucuz ve kalitesiz mala alıştırmamak gerek sanırım. Adamlar neye elini atsa, o sektör alt-üst durumda. Geçenlerde bir bülteninde izlemiştim. Şu meşhur 2,500 $ lık Çin malı arabaları konu alıyordu. Henüz yedek parça ve servis açısından tam hazır olmadığı için piyasalar, Çin arabaları ile dolmadı ama, çok yakında 1 milyonculara bile düşer (!) merak etmeyin…

Nasa’nın bir an önce bir bildiri düzenleyip ; ” Çin malına hayır” sı ile halkını uyarmasını öneriyorum (!)  ’a tekstili biz götürelim diyorum :)

23 Ocak 2008

Aslında günler öncesinden ne yazacağıma karar vermiştim. Benim için çok önemliydi. Şimdi biraz önce vazgeçtim, yazacaklarımdan. , Sadece Bir Günce ise önceden plan yapmaya gerek yok diye düşündüm.

yazmaya karar verdiğimde; çok basit, sıradan şeyler düşünmüştüm. Sonra yapmak istediklerimle, dünyasının birbirinden çok farklı olduğunu gördüm, gördükçe de sevdim. Kimi ; aşırı gruplaşmalar sinirime dokunduysada, gitmek istediğim çizgiyi çoktan belirlemiştim.

Daha önce hakkında hiçbir fikrim yoktu aslında. Sevgili Halim, bana süpriz yapıp adıma bir domein almamış olsaydı, bir fikre sahip olacağımada zannetmiyorum. Eğer bir teşekkür gerekiyorsa; bu teşekkürün sahibi o. Daima kahrımı çektiği için, bana herşeyi öğrettiği için, desteğini hiç esirgemediği için ona, sonsuz teşekkürler. İyi ki varsın ve iyi ki orada biryerlerdesin!

Bir yıl boyunca hep içimden geldiği gibi; açık, samimi ve inatçı tutum sergilemeye çalıştım. Samimiyetime inananlar oldu, inanmayanlar oldu. Kimi fikirlerimi desteklediniz, kimi itiraz ettiniz. Bazıları erkek düşmanı ilan etti, bazıları geri kafalı. Daima inandığım şeylerin peşinden gittim ve bundan sonrada öyle olacak. Aslolan insandır, gerisi yalandır. Hiç bir eleştirelerden kaçmadım, bundan sonrada kaçacak değilim. Her birey kendi yaptığından sorumludur ve kendi sorumluluklarımın farkındayım. Olaki hata yapmışımdır, doğruyu ifade edene saygı duyarım.

Umarım daha çok uzun seneler yine buradan dır dır etmeye devam ederim ve umarım siz hala bana destek vermek için oralarda biryerlerde olursunuz.  Beni yalnız bırakmayan tüm can dostlara teşekkürler.

Sürçi lisan ettiysem af ola!