
Mustafa, düş kırıklığım..
Bayram tatili yapamadım, ama akşam kutlamasını izlemek kısmet oldu. Mehter Marşı eşliğinde fener alayı, günün en görülmeye değer sahnesiydi. İşin doğrusu; günlerdir “Mustafa”‘nın sahneleneceği anı görme heyecanı içerisinde, akşam 19:00 seyansına koştur koştur zorla yetiştim. Tam olarak “Mustafa” düşüm gerçek oldu diyemem.
Adı ‘Mustafa’ Yani Atatürk’ün arkasındaki kişinin dramını konu alan, bir belgesel olmaktan öte çok şey bekliyordum. Fragmanları izlediğim de beklentilerim çok yüksekti. Örneğin; baştan sona bir Bregovic şöleni, sonra drama ve duygusallık. Atatürk rolünü üstlenen kişinin yüzünü yakından hiç göremedik, tek kelime konuşmadı, ne yaptığı hayal meyal seçilen bir lider rolü çizildi resmen. Üstelik bu hayli görüntü Atatürk’e hiç benzemiyordu.
Belgesel de, Atatürk’ün kendi kaleminden not aldığı anılarından yola çıkılarak; Kurtuluş Savaşı Destanı’nı yazan bir önderin, mutsuzluğu ve yalnızlığı ön plana çıkıyor. Açıkçası, tarihimizi anlatan kısımlardan çıkıp, sade Atatürk’ün anlatıldığı bu sahnelerin daha etkileyici olduğunu söyleyebilirim. Memleket meselerine rağmen aşık olabilen, öfkelenebilen, ağlayabilen bir Atatürk görmek daha heyecanlıydı.
Belgesel de, çok uç noktalara da değinilmiş. Bunlardan en önemlisi Kürt meselesi olarak dikkat çekiyor ki, verilen mesejlar uzun süre tartışılmaya devam edecek. Çok fazla detay verip, izlemeyenlerin hevesini kırmak istemiyorum. Belgeseli izleyen herkez, kendi almak istediği mesajı alıp, tartışacak nasıl olsa.
Kısacası benim gördüğüm; çok fazla tarih kısmının dışına çıkamayan, her fırsatta kırlara koşmaya çalışan, depresyonda bir Atatürk belgeseli oldu. Can Dündar’ın anlatımı ile, biraz renklenmiş olsa da, Can Dündar’dan daha iyisini beklerdim…
Sizler için bunlarıda karaladım
Kategori: Atatürk, sinema

can dündar Atatürk’ün yüzünü özellkle gizlediğini söyledi.
Benzedi benzemedi saçmalığının belgeselde anlatılanları gölgelemek istemediğine değindi.
ama bugün bir arkadaşım daha gitmiş filme ve yarısında çıkmayı düşünmüş. Atatürk’ü fazlaca diktatör olarak gösterdiklerini söyledi.
izlemediğim için yeterli yorum yapamıyorum ama durum bu.
Yüzünü tam olarak gizleseydiler daha iyiydi. Yarı görünen bir yüz ve fizik olarak hiç, ama hiç Atatürk’e benzemeyen bir tüpti.
Evet diktatör ve ölmeden kendi heykellerini heryere diktiren, dediğim dedik bir Atatürk, ama diktatör olmayan bir kişinin 10 Yıl’da Cumhuriyet kurması ve radikal kararlarla bir sürü devrim yapması beklenemezdi.
Biz henüz izleyemedik ama en kısa zamanda izleyeceğiz. Beklentimiz senin giderken olduğu gibi yüksek bakalım sonuç ne olacak
Yüzünü gizlemesi, ayrı bir güzellik katmış bence, ayrı bir büyüklük belirtisi olmuş.
Ama filmi eleştirenlerin geneli Atatürk’ün arkadaşlarıyla arasını açması, dikdatör gibi gösterilmesine içerlemiş.
Ama şunlarıda bilmeleri gerekirki, inklaplar öyle gerçekleştirildi. Yoksa nasıl olacaktı sanıyorsunuz, 3 yılda harf inklabı, şapka inklabı.
Birde bunların üzerinde fazla durulmamış belgeselde ama bu inklaplar kolay kabul ettirilmedi. Ali Fuat, Kazım Karabekir gibi kurtuluş savaşının en büyük kumandanları savaştan sonra fikir ayrılığı olduğu için harcandı.