
Yarım kalan romantizm için, bellek temizliği
Güzel başlar, hızla tüketilir. Onepoll firmasının yapmış olduğu araştırmaya göre; evliliklerde romantizm 7 yıldan az sürüyormuş. Bence çok iyimser bir araştırma olmuş bu. Eskiden, ” Evlilikler 5 yılda ancak oturur.” Derlerdi! Etrafıma bakıyorum da, romantizm denen şey; evliliklerin belki de en fazla ilk 2 yılını ancak kapsıyor. sonrasında yerini; birbirinden yakınmaya, kaçmaya, gittikçe yabancılaşmaya başlayan çiftlere bırakıyor.
Hiç evlilik yapmadığım için bu konuda ahkam kesecek durumda değilim, ama fikir sahibi olabilirim. Evliliğinde, henüz 2 yılı doldurmayan bir arkadaşımla dertleşiyorduk; evliliğinde aradağını bulamadığından bahsetti. ” Herşey iyi gidiyordu, birden bire ne olduğunu anlamadım, ama evlilik bana göre değilmiş onu anladım.” Dedi! Evlilikte insanların tam olarak beklentisi nedir? Sevginin bir ömür boyu süreceğini zannederken, zamanla tükenmesi, romantizmin yarım kalması, bu yabancılık neden? Basit bir kaç nedeni var bence: Erkekler bir süre sonra, düzenli olmaktan, kadınlarda bakımlı olmaktan vazgeçiyor. Birbirlerini, kendilerine ait “mal” gibi görmeye başlıyor, “nasıl olsa artık benim, gitmez” düşüncesine sahip olmaya başlıyor ve kaybetme korkusunu atlattıkları için, karşı tarafın duygularını önemsememeye başlıyorlar. Romantizm tükenince; önce yavaş yavaş sadece arkadaş, sonra yatak odası hariç paylaşacak hiç birşeyi kalmayan iki yabancı oluveriyorlar. Evliliklerin pek çoğunda, yatak odaları bile ayrılıyor; haftaya, belki aya kadar birleşmiyor. Sonrası daha felaket; eğer çocuk sahibi iseler, evlilikler çocuklar hatrına sürdürülmeye devam ediyor. Bu aşamadan sonra aldatma hikayeleri başlıyor.
Garip olan, evlilikler de ilk uzaklaşmaya başlayanın erkekler olduğu. Her ne kadar kadınların romantizm için çıldırdığı söylensede, romantizmi ilk terkeden yine kadınlar oluyor. Erkeler bence bu konuda daha ısrarlı, ama bir süre sonra tek başına romantizmin bir işe yaramayacağını onlarda farkediyor ve önemsememeye başlıyorlar. Garip, ama erkeklere bu konuda kesinlikle hak veriyorum ben; çok mu zor anlamıyorum yani, evlilik öncesin de olduğu gibi kendine dikkat etmek, bakımlı olmak, romantizm için fırsat kollamak ya da yaratmak. Şimdi ” sana göre konuşmak güzel, yaşa görelim. ” diyebilirsiniz, ama bunun yaşamakla bir alakası olduğunu zannetmiyorum. Zira sadece evlilikler de değil, ilişkilerde de durum farklı değil. Hoş zaten; evlenince aşkın, sevginin en önemlisi saygının hiç tükenmeyeceğine inandığım biri olsaydı, çoktan evlenirdim. Sanırım benim en büyük şanssızlığım; bu konuda bana örnek teşkil edecek bir çifte hiç rastlamamış olmam. O konu da kendime güvenmediğim için, evlenmeye asla cesaret edemem, etmem!
En önemli sorunlardan biride iletişim; yeterince konuşamıyor çiftler bence, gördükleri yanlışları birbirlerine anlatmak yerine susmayı tercih ediyorlar. Sonunda sessiz bir filmin içinde birer figüran haline bürünüyorlar. İletişim kurmayı deniyorlar belki, ama bu da tıpkı daha önce bahsettiğim iletişim sorunların da olduğu gibi;İletmek istedim, ilettim. İlettiğimi zannettim, ilişmedi durumu oluyor. En çok duyduğum durumlardan biri bu, ” anlamıyor, iletişim kuramıyoruz.” Yanlış bir iletişim şekli denediğinizi düşündünüz mü hiç? Empati kurarak, iletişim kurmayı deneyin derim ben!
Yapılması gereken en önemli detay; yarım kalan romantizm için, bellek temizliği! Tıpkı bilgisayarda olduğu gibi, zaman zaman beyin belleğimizi temizlemek, sistemi eski mutlu günlere geri yüklemek, bu da yeterli gelmezse komple format atmak! Belki birbirinizi yeniden keşfetmek, eskiye dönmek, o hisleri canlandırmak okadar zor olmasa gerek? ” Bu çok zor” diyorsanız, birbirinizin hayatından çalmaya devam etmemelisiniz!
Mutsuz bir palyaçoyu oynamaya gerek yok!
Sizler için bunlarıda karaladım
Kategori: JerenCe, kadın, Sadece insan
12 Yorum
Geri İzleme & Pingback
-
JerenCe ! Sadece Bir Günce » Blog Archive » Toplumun yüz karası, aile içi şiddet zanlısı
[...] gibi, eğer evliliğinizi kurtarmak adına her türlü yolu denemiş ve başarısız olmuşsanız, mutsuz bir palyaçoyu oynamaya gerek yok! Maruz kaldığınız her türlü şiddete karşı korunabileceğiniz yasalar ve kurumlar var. [...]

Aslında evlilikten fazla bir beklentiye girilmemeli…
kimle evlendiğine bağlı
evlilikte çok büyük beklentiler hayal kırıklığı yapıyor bence. Ama formülü yazmışsın;iyi iletişim kurduğun ve sonsuz saygı duyduğun bir yol arkadaşıyla her şey güzel oluyor inan.
Çok karamsar gördüm sizi. Hep boş tarafına bakarak bardağın birşey kazanılmıyor (Aman Allah’ım bunu ben mi söyledim)…
İyi evlilikler de onlarca emin olun
ortak zevkler sanat ve edebiyattın besleyici bir güç olduğunu düşünüyorum…
tatil günlerinde yapılabilecek küçük jestler…
arada bir denize karşı balık müzik bir iki kadeh rakı (Egeliyim ya illaki ilişkinin ortasına da koyucam balık rakıyı:)) )…
beraber çıkılacak bir tatil…
sinemaya akşam seansına gidip çıkar çıkmaz yatmak yerine bir yerlerde oturup sohbet edebilmek…
ve daha bir sürü şey…
her şeyden önemlisi konuşabilmek, yazdığınız gibi iletişim yani…
Emrah, haklısın formüller içine; ortak zevkleri de koymak lazım ya da unutulan ortak zevkleri tazeleyecek etkenler bulmak lazım.
Erkan, kötümser değilim. Bak sen bile “İyi evlilikler de onlarca emin olun” diyorsun. yüzlerce ya da binlerce neden değil ?
o öylesine lafın gelişiydi canım sen de
milyonlarca da denmez ama değil mi :}
Güzel bir yazı kaleme almışsın. Akıcı bir üslubun olduğunu bir kez daha hatırlatayım.
Evlilik danışmanları sanırım bu işe yarıyor.
Ama iş evlilik danışmanlarına bırakılmadan halledilmeli değil mi? Allah hepimize hayırlı eş versin.
Amin
Konuyu güzel anlatmışsın.Bence insanlar rol yapıyor evlenen kadar. İki kişde oynuyor. Sonra aynı çatıya girince a bakıyo sevdiği kadın bu değil sevdiği adam bu değil. Hayal kırıklığına uğrayınca da işin esprisi kalmıyor. Bir çok insanın laf olsun diye evliliğin,i yürüttüğüne şahit olurken bir kez daha ümitlerim yıkılıyor.
çok güzel bir anlatım olmuş gerçekten. Değindiginiz tüm noktalarada katılıyorum fakat herkes mutsuz deil evliliginden yada aynı çatı altında yaşamaya başlamasından, iyiki evlenmişim diyenlerde var, bence söz konusu mevzu dogru eşi bulabilmekte, yapılan yalnış evlilik sonrasında da mutsuz olan çiftlerde bide çocuk işin içine ğirdiği zaman zorunlu ilişki, yaşanılan hayatın zorunlu olarak sürmesi işte en kötü en acı veren noktasıda bu… ALLAH yardımcımız olsun ne diyelim