Önlenemeyen kapkaç mağdurluğu

” İyi akşamlar” diyebilmek için sarfettiği çaba ve yüzünden, yüreğine kadar hissedilen hüzün, ama herşeye rağmen hayat da kalabildiği için mutlulukla gülümseyen gözler! Bir insanın dramı başka nasıl anlatılabilir bilmiyorum. Hele bu insanın dramına, sebep başka bir insan olmuşsa…

Sokağa çıktığınız her an, bir kapkaç mağduru olabilme riski ile, karşı karşıyasınız. İnsan hayatının ne kadar ucuz ve ne kadar basit olduğunu düşününce anlıyoruz ki; ne evimizde, ne de sokaklarda güvenli değiliz. Bir cep telefonu veya içi boş bir cüzdan için bile hayatımıza kastedecek, canavar ruhlu insanlarla aynı havayı soluyoruz.

Kemal Amca’nın hikayesi ise; hayat da mucizelerin de olabileceğinin bir kanıtı. Dün tanıştık kendisiyle, ufak bir sohbet sonrasında başından geçenleri anlattı bir bir, ama yarım yamalak… Çünkü konuşmayı yeni öğrenen bir çocuk gibi. Uğradığı kapkaç saldırısı sonucu, başına aldığı darbe ile, söylediğine göre ölümden dönmüş. Doktorlar” Yaşayacağına dair bir umut yok, ama bir mucize olursa belki” demiş, ailesine ve o mucize olmuş, hayata geri dönmüş Kemal Amca! ” Cüzdanım boştu, eski model bir telefonum vardı, kimliğimi bile almışlar kızım” derken gözlerine dolan yaşı görmeniz lazımdı! Kafasına nasıl bir darbe aldığını bile hatırlamıyor. Sağ tarafı tamamen felç olmuş, şimdi yavaş yavaş yürümeyi, elllerini kullanmayı ve konuşmayı hatırlamaya çalışıyor, kafasında bir platinle…

Peki, bu kapkaç mağdurluğu neden önlenemiyor? Görenler, görmemezlikten geliyor çünkü, korkuyorlar. Bu yüzden trenden atılan insanlar olmadı mı? Peki, bir gün sizin başınıza gelecek olursa, “yardım etmeyin” mi diyeceksiniz? Kanunlar bu konuda yetersiz; 3-5 gün sonra yakalananlar tekrar salıveriliyor ( İllâ adı, “gasp” olmalı! ) ve başka başka insanların mağduriyetine neden oluyorlar. Bir kere bunu yaşadıktan sonra ise, hiç birşey eskisi gibi olmuyor. Kendimden biliyorum; ben direnmemiştim, sessizce arkamdan yaklaşan bir araba ve uzanmış çantamın sapını yakalayan bir genç, hepsi bu! Direnmenin bir faydası yoktu zaten, aldı gitti. Diğer türlü kolumdan tutup sürükleyebilirdi.  Şimdi hava kararmışsa, çantamla birlikte sokağa çıkamıyorum, aynı şeyi yaşamaktan korkuyorum çünkü… Ama herkes benim kadar şanslı değil işte. Birilerinin bu işe ” dur” deme zamanı çoktan geçti, ama kimse kılını kıpırdatmıyor, sessizce sıranın kendilerine gelmesini bekliyor.

Kapkaçı önleyemiyoruz, öyleyse ne yapalım; kapkaçcıların kendi kendilerine vaz geçmesini bekleyelim, tıpkı İstanbul’da 20 Kasım saldırılarında İngiliz Konsolosluğu da hedef olduğu sırada, kapkaça hazırlanan genç gibi. Saldırı sonucu bir hastahanede uyanmış ve kapkaça tövbe etmiş. Belki diğerleri de tövbe eder ne dersiniz?


Etiketler: , , , , , , , , , , ,
Kategori: JerenCe, Sadece insan

1 Yorum

  1. Katılıyorum.

    Bende gasp denen illeti 2005 yılında yaşadım ve maddi olarak bir zarara uğramama rağmen manevi kaybım büyük oldu.

    Uzun süre insanlara özellikle tipi biraz doğuluyu andırıyorsa güvenemedim.

    Tabi bunda yapanların bulunamaması ve cezasız kalması etkili oldu.

Yorum Yapın

İsim

E-mail

Websiteniz