İçtiğimiz sular ne kadar güvenli? Suyumuza beyin öldürücü mü katıyorlar?

Milenyumun gelişi kutlanıyordu, gökyüzü havai fişeklerin ışıltılarıyla aydınlanıyor, çoşku Dünya’nın bir ucundan, diğer ucuna kadar yansıyordu. Milenyum, beklentilerin en büyüğü, Dünya ve insanlık adına olağanüstü güzel bir gelecek vadediyor. Keşfedilmeyen gezegen kalmayacak, gezegenler arası ticaret faaliyetleri başlayacak, uzaylı dostlarımız bize büyülü dünyalarının kapılarını açacak. Bütün bu hayalerle Milenyuma girerken; birileri hayallare dalmış, gaflete düşmüş, ışıltılardan gözleri kamaşmış insanlar için, sessiz sessiz bir süpriz hazırlıyordu. Kendilerini sım sıkı saran o gafletten asla uyandırmama süprizi… Öyle birşey yapılmalıydı ki; etkisi hiç geçmeden, tüm insanlığı aynı anda sarmalıydı ve yaptılar; içme sularına, beyin öldürücü kattılar. Yavaş yavaş ölmesine izin verdiler. Başardılar da!

Sonuç; tüm Dünya için sarsıcı oldu, insanlık yok olmaya doğru ilerliyor. Hiç bir sebep yokken birbirlerinin gırtlağını sıkmak için fırsat kolluyorlar. Aile, çevre, toplum gibi kavramlar kalmadı bile. Tecavüzler, cinayetler, savaşlar, katliamlar, hırsızlıklar, dolandırıcıklar… Gün be gün hızını arttırıyor. Uzaylılar, tüm dünyayı işgal ettmiş vaziyette, nefes aldırmıyorlar… Televizyonlarlardan, sofralarımıza kan damlıyor, bir çaresizin, henüz doğmamış bir çocuğun kanı…

Bu yazının gerçeklerle şimdilik bir alakası yok, ama şimdilik! Şu an da sadece  bilimkurgu bir senaryo olarak değerlendirebilirsiniz,  bir gün gerçek bir senaryo olacağını bile bile…

Craftwoman’un, tanınmış bir solistin kız arkadaşını döverek öldürdüğünü anlatan yazısını okuduğum da anımsadığım, bu senaryonun ilham kaynağı olan arkadaşımın annesi şöyle bir tahmin yürütmüştü; ” Sularımıza birşeyler katıyorlar, bu yüzden gençlerimiz bu kadar saldırgan ve kendilerine de, çevrelerine de zararlı.” Sizce de bu tahminde bir doğruluk payı yok mu?  Yavaş yavaş beyin hücreleri ölüyor, düşünmek ve hayata dair kararlı adımlar atmaktan yoksunlar.

Korkuyorum; en yakınımdan, kendimden… Bir gün aynaya baktığımda, karşılaşacağım yüzün bana ait olmamasından…

Sizler için bunlarıda karaladım


Etiketler: , , , , , , , , ,
Kategori: JerenCe, bilim kurgu

5 Yorum

  1. Arkadaşının annesini tebrik ederim bu komplo teorisi için, ama huyumuzdur kendimizde hata aramayız. İnsanlığmızın öldüğünü, içimizde merhamet duygusunun kalmadığını kabul etmeyiz de hep birilerinde ararız hatayı ve buluruz da. Bizim içimizde oysa iyilik de kötülük de… Bunu görebilmek gerekiyor sadece.

  2. Bu konuyu bu gün çok tartıştık ofiste. Bizim br stajer var; kollarını görsen dehşete kapılırsın, öyle böyle değil. bir insanın hangi ruh hali ile kendine bunu yaptığını anlayamıyorum. Zuzu görmen lazım, her iki kolu tamamen derin yarıklar içinde ve kendi kendine kesici aletle yapmış bunu. Henüz 17 yaşında bir kız bu!
    Ailesini suçladık önce, ama sonra gördük ki ailesinin bir suçu yok, çünkü kızın düşünme diye bir faliyeti yok.
    Çok acı, hatta acıklı, dünyaya çocuk getirmek çok korkutucu, korkuyorum zaten.

  3. Aslında çoğalan nüfus ve azalan kaynaklar insanları vahşileştiriyor sanırım:)
    Bence bir zaman sonra sulara yatıştırıcı veya antidepresan ilaçlar karıştırmak zorunda kalacaklar:)))
    Büyük çoğunluk deli gibi çalışıp karnını doyuramazken kimileri varolan serveti ufak oyunlarla çoğaltıyor…
    Üstüne yokolan doğayı ekleyin… Bazen düşünüyorum bilimkurgular gerçek mi oluyor; Yıl 2045 büyük tufan sonrası her yer çölleşmiş, insanlar bir yudum su için birbirini boğazlıyorlar… vs vs…
    Yakında evlenicem ama çok istememize rağmen çocuk konusunda ciddi endişelerimiz var açıkçası:(((((
    Ve maalesef bunlar son derece gerçekçi endişeler…

  4. Haklısın Emrah, çocuk sahibi olmak büyük sorumluluk, hele böyle bir dünya için.
    Bu arada hayıırlı olsun şimdiden tebrikler!

  5. sulara mı bir şeyler katıyorlar bilmem ama gerçekten iyi şeyler olmuyor dünyada. Düşünmeyen bir toplum olduk, bilimkurgu senaryoları gerçeğe dönüşüyor.
    Emrah’ın yorumundan yola çıkarak, çocuklu bireyler olarak sanırım daha zor durumdayız. Varlıklarınaşükrederken bir yandan da bu düzeni düşününce çaresiz kalıyoruz.

Yorum Yapın

İsim

E-mail

Websiteniz