
Bu ülkede hayal kurmanın cezası, kaç Kuruş eder?
Bir ülke ki, uğruna yazılmış olan İstikllâl Marşı’nın ilk kelimesi “Korkma!” diye başlasın, ama hayatları boyunca o korku prangasını boyunlarında taşımaya mahkum edilsin. Korku ile susturulup, aynı korku ile vatanlarını terk eden bir halka sahip olsun. Bunu yaşayan tek dünya ülkesi bizimki olsa gerek.
Düşünmenin, düşündüklerini dile getirmenin yasak olduğu bir ülke de yaşıyor olmak, hele de ne olursa olsun o ülkeye aşık olmak, ama aşık olduğu için bile bundan korkmak kadar insanı aşağılayan başka bir duygu olabilir mi? Korkuyoruz, korkutuluyoruz… Bu ülkede hayal kurmanın bile bir cezası olacağından korkarak, hayallerimizi erteliyoruz. Bilerek, isteyerek korkak bir toplum olmamıza göz yumuyorlar. Peki bu kimin, neden işine gelsin, kime çıkar sağlasın ki? Uyanık bir millet olduğumuz da, birbirimize bağlanmamızdan, özgür bir ülke, medeni bir toplum, huzur ve refah hayali kurmamızdan ve bu hayali gerçekleştirmemizden mi korkuyorlar?
“Ya sev, ya terk et” öyle ya, terk edebilme hakkına sahibiz; korkuyorsanız, geleceğinizden endişe ediyorsanız bunu kanıtlayabildiğiniz sürece terk etme, başka bir ülkeye iltica etme gibi bir hakkınız var. Bu hakkı sonuna kadar kullanır ve iltica edersiniz. Ama bu ülkede korkuları yüzünden gerçekleri konuşamayan; Başbakan, Cumhurbaşkanı ve Generaller bile varken, sıradan vatandaşın korkup susması kadar doğal birşey olabilir mi? Başbakan, krizin boyutlarını söylemekten korkuyor; “Hamdolsun, teğet geçti” diyor. Neden? Nedeni yaklaşan yerel seçimler olmasın sakın? Korkuyor, çünü 2. parti konumuna düşmek var bunun ucunda. “Hamdolsun” evet, kriz seçim çalışmalarına yansımış durumda değil, olanca hızı ile devam ediyor. İlginç olan ise, krizin boyutlarını vatandaşına açıklamaktan korkan bir Başbakan, hiç korkmadan Güneydoğu’ya seçim propagandasına gidebiliyor, üstelik istihbaratın suikast uyarılarına karşı. Demek ki bu ülkede korkunun yerleştirilmeye çalıştığı kesim belli, öyle korkmalıyız ki; kurduğumuz hayallerin karşısında ödeyeceğimiz cezaların kuruşlarını da hesaba katmalıyız…
“Sonsuza akan yılların arkada bıraktığı değerlerin başında, kurumlaşan ilkeler gelir. Ulusal egemenliği kendi özgün işlev alanında kullanmaya yetkili yargı kuruluşları, devletin temeli sayılan adaleti, en doyurucu düzeyde sunmak çabasıyla ulusal dayanışmanın kaynağı olan toplumsal barışı sağlamakta, böylece ulusal yaşamı hukukla dokuyarak bizi yarınlara taşıyacak ilkeleri kurumlaştırmaktadır. Düşünce ve inanç bağlamında, anlayıştan davranışa, hak ve özgürlüklerin güvencelerini güçlendirerek yürütülen çalışmaların ürünleri, en sağlıklı, en geçerli kazanımlardır. Varlık nedenlerimizin simgesi, ulusal orunumuzun kaynağı Türkiye Cumhuriyeti’nin görkemli yapısı, hukukun erdemiyle yükselmektedir. Anayasa yargısı, anayasal demokratik düzeni, insan haklarına dayanan tüm çağdaş nitelikleriyle gerçek bir hukuk devleti kılmak göreviyle demokrasinin en içtenlikli, en yürekli koruyucusudur. Siyasal erkleri, “red” kararlarıyla duraksamadan, “iptal” kararlarıyla sakıncadan alıkoyarak buhran ve bunalımları, kavga ve kargaşayı önleyip gidermesi, demokrasiye en yararlı katkıdır.” Yekta Güngör Özden
Korkutularak ve susturularak yaşamak, “Türkiye Cumhuriyeti’nin görkemli yapısı”na uymuyor ama… Demokrasi ve inanç özgürlüğünün olmadığı bir ülkede, hangi çağdaş nitelikleri gösterebilirsiniz?
Sizler için bunlarıda karaladım
Kategori: JerenCe, Sadece insan

Maalesef bu ülkede yıllardır insanlar korkutulmuş ve korkutularak yönetilmiş. Bundan sonrada bu devranın değişebileceğini sanmıyorum.
Cerenciğim desene susma sustukça sıra sana gelecek.. Sözü sadece slogan olarak kalacak bu ülkede maalesef birileri taşın altına elini sokmaktansa o taşla milletin kafasını kırıyor. Açıkçası çözemedim. Bu yapılan kendi menfaati içinmi yoksa sonununTurgu Özal gibi olmaktan korktuğu içinmi? Ama söz konusu millet vatan sevgisiyse, Özalda olunmalı Mendereste ama söz konusu olan çıkarlarsa susulur ve susturulur. Sonumuz hayrola ne diyeyim?
Ya Ceren bence korkan başbakanlar degil bizleriz belkide en azından onlar bişey yapabiliyor bizse hiç bişey yapamıyoruz. Hamdolsun diyen doğru demiş bende katılıyorum. Bende şunu demek istiyorum kriz biziz krizi yaratanda biziz çıkartanda biz harcamazsak kriz var dersek kriz olur tabi. Bu bahanedir krizi oluşturan parayı yastıgının altında saklayanlar yada yatırımlarını yurt dışına kaydıran koç gibi firmalar için devletten bak biz batarız bize açıktan kredi ver diyen firmalar için bulunmaz fırsatı yaratır kriz sözü. Bunlarıda geçtik babam 55 yaşında hadi anlarım ” ben bildim bileli bu partiler var hepside aynı kişiler” demişti. Kulak kabarttım muhabbete. Dedemde “valla benimde bildigim baykal hep var oğlum ben ölcem bunlar hala burda” dedi. Bilmem bişey anlatabilmişimmidir.
Doğru söylüyorsun; neredeyse Milad’dan önce kalma siyasileri hala iktidara, muhalefete taşıyan bizler olduğumuza göre, sorun bizlerden kaynaklanıyor demektir.