Sızlanmak için ne çok nedenimiz var, ya yaşamak için?

Dünya’yı sadece kendi etrafımızda dönüyor sanıyoruz ya ondan olsa gerek, sızlanmak için çok nedenimiz var: Hayatın adeletsizliği, mutsuzluk, para hoyratça bütün benliğimizi hapseden, benciiliğimiz.  Çoğu ben de yapıyorum bunu, yaşadığım anı şikayet etmekten, sürekli birşeylerden hoşnutsuz, yaşamaya değer birşeyler bulamamaktan yakınıyorum.

Oysa, ölüm ve yaşam arasında öyle ince bir çizgi var ki; bunu ancak başımıza geldiğinde görebiliyor, sonra yine hiç birşey olmamış gibi, aldığımız nefesin kıymetini bile bilmeden, sevdiklerimize karşı gözlerimizi kapatarak, bencilce duygularımızın içine gömülüveriyoruz. Yaşamak için bir nedenimiz olduğunu unutuyoruz, yürüyen ayaklarımız, gören gözlerimiz, duyan kulaklarımız, dimdik bedenimizle hayatın zevkini çıkarmaktan kaçınıyoruz. Bunların hiç biri yaşamak için neden değil midir? Değil öyle mi? Çaresizlik için de, başkalarından çare uman olmadık ki, kıymetini bilebilelim.

Basit bir hikaye değil bu; yaşamak için, umut dolu gözlerle hayata tutunmasını sağlayacak elleri bekleyişin hikayesi bu! Çaresizlik kadar kötü ne olabilir şu da? Üstelik bunun için başka insanlara muhtaç olmak, çaresizliğin en acı yanı… (lar) gibi, yaşamak, sadece sağlıklı nefes alabilmek için beklemek, bekleyişi umut yolculuğuna dönüştürmek, ama hiç yılmadan buna inanarak, çektiği acıların bile umrunda olmadan sabretmek, erdem bu olsa gerek… Hikayeyi Mert anlatmış zaten, bize kalan biraz muhasebesi…

Dün kendi dünyamla savaşmaya çalışırken, eski biriktirdiklerimi anımsadım; aradan sadece bir yıl geçmiş ve o birikintileri nasıl oldu da yok saymış olduğuma çok kızdım, kendimden utandım. Zaman unutturuyor, üzerine sünger çekiyor, gözümüze gözümüze soktuğu an da silkiniyoruz sadece ve ” şükür” diyebiliyoruz ancak… Nelere sahip olduğumuzun farkına varıp, olmayanlara el uzatmak gibi bir sorumluluğumuz olduğunu unutmayalım. Sennur(lar) için…

Sizler için bunlarıda karaladım


Etiketler: , , , , , , , , , ,
Kategori: JerenCe

2 Yorum

  1. hiç bir zaman ölmeyeceğimizi sandığımızdan geliyor herhalde bu, bilinçaltımız öyle bir sahiplenyor ki burayı, bilinç kabul etmiyor öleceğini, devamlı her şeyin zamanımız olduğunu düşünüyoruz. kaç yaşında olursa olsun ölen birisi hayatının aslında öğle ile ikindi vakti arasında geçtiğini düşünür, hiç yaşamadım ki dermiş…

  2. Ne yazık ki öyle, bazı şeylerin farkına çok geç varıyoruz, belki de iş işten geçtikten sonra…

Yorum Yapın

İsim

E-mail

Websiteniz