düşsel izdüşüm

Birbirinden farklı milyonlarca karakterin barındığı bir ülke olsak da, bazen durup aynı pencereden bakmayı becerebilmemiz gerekir. Bunu yapabilmek için, önce  kendimizi eleştirebilelim ve rüyalarla değil, yaşadığımız ülkenin gerçekleri ile yüzleşelim. Düşsel bir Türkiye profili çizmeye çalışırken, atladığımız gerçekler içinde boğulduğumuzu ne zaman farkeceğiz?

İster -istemez; gündelik yaşantımızda toplumsal meselelere değinip, ülke ekonomisinin gidişatı hakkında fikirler üretmeye çalışırız. Bunu yaparken bir yandan varlığını sorgularız diğer yandan ise, toplumda ki kendi varlığımızı. Sİyaset, çekirdek aileden başlayıp, toplumun her noktasında yaşanmaya devam ederken; siyasi düşünceleri besleyen , eğitim ve olguları her birey için farklı şekillerde ortaya çıkar. Aslında herkesin düşü olan, ve ; her bireyin kendi siyasi çizgisi doğrultusunda farklılıklar gösterir. Bu düşün, topluma izdüşümü de bu doğrultuda içinden çıkılmaz bir duruma girmesine neden olur. Karşılıklı fikir çatışmaları, üstünlük sağlama egosu aslında ortak olan bir düş için; bir araya gelmeyi engellediği gibi, her geçen gün sorunların çoğalmasına da neden oluyor.

Keşke diyorum; iki kişilik diyaloglarda ya da bir toplantı esnasında, toplumsal meseleler için ürettiğimiz çözümleri, tüm ülke insanın aynı anda görmeseni ve onaylamasını sağlayabilsek. Eğer durum gerçekten bu kadar kolay olabilseydi, farklı görüşlere sahip siyasiler de bir araya geldiklerinde bu çözümü görebilirdi, ama demek ki bu kadar basit değil veya basit olmaması için ellerinden geleni yapıyorlar. Keşke, kendileriyle ve ülke gerçekleriyle yüzleşmeyi becerebilseydiler.

Bu bir düşsel izdüşüm ve herkesin düşü; toplumsal uzlaşmaların sağlanabilbidiği, Anayasa’sı ile tüm dünyaya örnek olan, cinsiyet, , dil, ırk ayrımı yapılmayan, haklarına, özgürlüğüne, hukuka aykırı olmayan, çocukların gökyüzüne baktığın da Türkiye yıldızını görebildiği, siyasi ve kamu kuruluşları şeffaf ve hesap  veren, küresel ekonomik rekabet gücünü hedefleyen; ekonomik büyüme, dengeli disiplini ve istihdamı anayasal hedefler olarak saptayan, dış politikaya barışçı bir yön veren; etnik şiddete, soykırımlara, hakları ihlallerine karşı tutum belirleyen, bilgi çağına, yeni teknolojilere, girişimciliğe, eğitime karşı yaratıcı, atılımcı bir yaklaşım sergileyen Türkiye düşseli…

Bu düşün gerçek olabilmesi için, önce gerçekleri görmek ve elleri kenetlemek lazım…

Sizler için bunlarıda karaladım


Etiketler: , , , , , , , , , , , , , ,
Kategori: JerenCe, Sadece insan

2 Yorum

  1. Açıkçası yazınızın son kısmına gelene kadar “çok iyi” diye düşünürken son kısımda gördüğüm bir kaç ibare beni “gerçekten de öyle mi?” diye düşündürdü. Mesela bunlardan birisi “soykırım”…Bir soykırım var da ben mi bilmiyorum yahut “sözde” soykırımlara karşı atılımcı bir Türkiye düşseli mi? Düşsel ne bu arada? Evinizin panjurları da pembe olsun mu ?

    Saygılar.

  2. Sevgili Erkan, bahsettiğim “soykırım” bizimle alakalı değil. dikkat edersen, -dış politikaya barışçı bir yön veren;- cümlesinin açıklamasında yer alıyor.
    Ayrıca içinde “pembe panjur” da var evet…

Yorum Yapın

İsim

E-mail

Websiteniz