Anlık keyif içgüdüsü bastırılabilir mi?

Bilinçli ya da bilinçsiz ortaya çıkan , bazen hayal kırıklı, bazen de tam tersi yaşatabilir.  İçgüdelirin kendiliğinden oluştuğu zannedilse de, aslında karar anında beyinde sorugulanır. Sorgulamada; anlık keyif içgüdüsü bastırılabilir ya da anlık keyif alma uğruna içgüdüler harekete geçirilir.

Hayatı boyunca mantığı ile hareket etmiş bir insanın hata yapma olasılığı, hislerini kullanarak hareket eden insana göre daha az olsa bile her noktada iyi sonuçlar doğurmaya yetmiyor. Buna rağmen, ; sonuç odaklı düşünüldüğünde ortaya çıkabilecek risklerin önüne geçebiliyor. İçgüdeler ise; sonuç odaklı olmaktan uzak, risk oranı yüksek, ama anlık keyif için doğru adım olabiliyor. İçgüdülerin bir kısmı doğuştan sahip olduğumuz güdülerdir; annelik güdüsü,  yeme-içme güdüsü, cinsellik, merak güdüleri gibi. Bu tür güdüler fizyolojik güdüler olarak tanımlanır. Diğer güdüler ise; yetenekler ve istekler doğrultusunda zamanla ortaya çıkan içgüdülerdir.

İçgüdelirimiz harekete geçtiği anda, beynimizden gelen uyarılara kulak verirsek, belki süreç uzun olacak ancak, sonuç o an ki keyiften daha doyurucu olabilecek. Örneğin; henüz yemek saati gelmeden, hazırlama esnasında yapılan atıştırmalar, sofra hazır olduğunda alacağımız hazzı neredeyse sıfıra indirger. Oysa, o an ki dürtüleri bastırabilmiş olsaydık, hazırlamış olduğumuz muhteşem yemekleri daha büyük bir keyifle yeme imkanımız olacaktı. Yine verdiğimiz kararlarda, mantık devre dışı kaldığı zaman hata yapma olasılığı da yükselmiş oluyor. Sorun olduğunda genelde de mantık kendini devre dışı bırakıyor. Hayatı tercihlerden ibaret kılan da içgüdülerimiz değil midir?

Bu yazının içeriğinde, -içgüdülerinizden uzak durun- anlamı varmış gibi görünse de; bana göre hayatın her alanına mantığı sokmak da çok doğru değil. Uzun vadede düşünecek olursak belki evet, ama o vadenin ne kadar uzun olduğunu kim nereden bilebilir ki? Önemli olan o dengeyi kurabilmek belki de! Anlık keyif içgüdüsü bastırılabilir ancak; hangi durumlarda bastırılması gerektiğine karar verecek olan sizlersiniz.

Her insanın içinde yer alan gizli bahçesi ve bahçesinde yeşerteceği fidanları vardır. Önemli olan o bahçeyi keşfetmek ve fidanları dikebilmektir. Bu keşfi yapabilen her için, iyi bir var demektir. Adı, mantık olsun ya da içgüdü!

Sizler için bunlarıda karaladım


Etiketler: , , , , , , , ,
Kategori: JerenCe, Sadece insan

4 Yorum

  1. Uzakdoğuluların belkide ciddiye alınacak en büyük felsefi katkısı insan yaşamına denge unsuru… Mantık ve duygu, iyi kötü vs vs birine saplanmak diğerini dışlamak hemen her zaman ters tepmeye müsait durumlar yaratabilir… Dengeyi sağlayabilmek sanırım daha tatminkar sonuçlar doğurur…

  2. Ben de Emrah Atik gibi dengeye inananlardanım. Freud’un tarif ettiği bilinç sisteminde de aslında bir denge var. Lakin bu denge sistemini ne denli etkili ve etik olarak kullandığımız önemli sanırım.

  3. Etik -> neye göre, Denge -> neye göre, Değer yargılarından ne kadar bağımsız bilinç ?
    Mantık olan biten karşısında ne kadar hakim ve ne kadar duru ve saf olanı, olmayan arasından ayıklama olanağına sahip?
    Eğer kuşatılmışsak, mantık ne kadar bağımsız, etik ne kadar etik? Sezgiler sanırım, uzunca bir süre, ayıklamak konusunda anahtar olmaya devam edecek yaşananlar arasında…

  4. sabreden muradına erer, bu içgüdüler de öyle, anlık olanlarını bastırırsan mutlu olursun!

Yorum Yapın

İsim

E-mail

Websiteniz