Kadın, başını dik tut!

Cok değil sadece 10 dakika önce; beyazın en beyaz yoğunluğunda, yüzlerine çarpan keskin soğuk tanelerine inat, içlerini ısıtan birlikte olma heyecanı ile neşe içinde, yuvar yuvar yuvarlayarak beyazın en beyaz tanesi karları, bir de batıp çıkarak karların içine, bunu oyun sayarak çocukluktan kalma, üstelik çocuklarıyla ve çocukluklarıyla, masum beyazdan, masum kar topları yapıyor birbirlerine fırlatıyorlardı. – Az sonra olacaklardan habersiz kadın, hayatının en mutlu anını yaşadığını düşünüyordu, beyaza düşen masumluğuyla!

‘Ellerim üşüdü, ben şimdi dönerim’ dedi kadın. Geri dönmesi sadece 3 dakika sürmüştü. Oysa o 3 dakika, beyazın en beyazının öfke ile kirlenmesine yetmişti bile. Önce neler olduğunu anlayamadı kadın; düşündü düşündü düşündü, çocuklarının babası bu adamın gözlerinde ki öfkeye bir anlam veremedi. “Sadece 3 dakika” dedi! “Ne olmuş olabilir?” Gölgesi çoktan beyaza düşmüş, beyazı kana bulamaya hazır bu adam için, dakikaların önemi yoktu! Bir kaç saniye bile, o an aldatılmış olabileceği ihtimalini kafasında kurmaya yeterli bir zamandı çünkü!

“Eyvah!” Dedi kadın; çocuklarının gözünün önünde, üstelik yüzlerce yabancı varken etrafta, ama yinede başını dik tutmaya çalışarak; “Dönelim, otele dönelim ve konuşalım” dedi, bunun bir faydası olmayacağını bile bile. Çünkü biliyordu ki, “kabus geri dönmüştü” ve böyle durumlarda konuşmanın bir anlamı yoktu! Adam dinlemedi ve de görmedi gözü; ne etraftaki yabancıları, ne de gözlerinin içine yalvararak bakan çocuklarını. Simsiyah saçlarından yapışarak kadına, beyaz örtünün üzerine fırlattı. Ardından gelen tekme-tokatlarla kan damladı, beyaz, ala büründü birden. Kadın yalvarmıyordu, başı dik ” bitsin artık, burada öldür bitsin artık! Ama biliyordu ki bitmeyecekti, aynı kabusu defalarca yaşamış, ama hiç birinde uyanmayı başaramamıştı çünkü!

Sonunda pes etti adam, adamlığından utanarak ardından” dönelim hayatım” dedi, yaşanmışları-yaşanmamış sayarak. Şimdi yalvaran çocuk gözler kadına çevrilmişti, Onlar da yaşanmamış saymak istiyorlardı o anı, hatta çocuk hafızalarından silmek istiyorlardı. Kadın, çocuklarının göz yaşlarına dokundu, kendi göz yaşlarını umursamıyordu artık. “Anne olmak, ne zor bir meslekmiş Allahım!” Evet zordu; anne olmak yaşanmamış saymaktı, yaşananları. Çocukların göz yaşlarını silerken bunları düşündü kadın ve yine başı dik “dönelim” dedi…

Keşke bu satırlar, gerçek bir hayattan değil de, bir hikayeden alıntı satırlar olsaydı! Aile içi şiddetin bayram hikayesiydi bu, ama gerçekti. İnsanın içini acıtan, insanlığından utandıran, isyana isyan katan bir hikaye. Bu bildiğimiz, bir de bilmediğimiz kaç hikaye yaşandı bayram da kim bilir!

Kadın, başını dik tut! Sen dik tutarsan eğer, adam adamlığından utanacak bir gün ve belki o gün, akmayacak çocukların göz yaşı…


Etiketler: , , , , , , , ,
Kategori: hikaye, kadın

2 Yorum

  1. Kadın özgürleşmeden, birinin karısı, birinin kızı veya kardeşi değil de kendi başına dimdik bir insan olarak varoluşunu gerçekleştiremedikten sonra, demokrasiden veya özgürlüklerden bahsetmek kadar ahmakça bir durum var mıdır acaba?
    Kime demokrasi? Dinle, töreyle, şiddetle veya adının aşk olduğunu zannederek binlerce yıldır süregelen toplumsal ikiyüzlülük ortadan kalkmadıkça demokrasi d ile başlayıp i ile biten içi boş bir safsatanın ötesine geçemez… İnsan böyle yaşanmış hikayeleri okuyunca yada duyunca erkek olduğu için utanıyor…

  2. İçimizi acıtıyorhergün aile içi şiddet haberlerini okumak, bitmiyor düzelmiyor. Emrah’a katılıyorum, kadınlara kendi başlarına birey olma öğretilmediği zaman da hiç azalmayacak.

Yorum Yapın

İsim

E-mail

Websiteniz