
Şimdi başa sar makinist
Sair en güzel şiirini yazdı, besteci en güzel bestesini yaptı üstüne, yazara ilham oldu bu beste en güzel romanını yazdı, yönetmen; iyi bir film senaryosu olur bu dedi, senarist romanı ele aldı, üstüne resimler ekledi ressam ve şiire konu olan bir tek duygu, beyaz perdeden yansıdı bize, hayatımızın bütünü oldu, bizi bize gösterdi dev ekranlardan. Sonuçta ne yazılacak, ne çizilecek, ne bestelenecek hiç birşey kalmadı, sere serpe serildi gözler önüne.
20. Yüz Yıl bittiğinde, geçmiş ve gelecek adına yaşanabilecek herşeyde bitmiş görünüyordu. Disütopyalar için bile; Cennet ve Cehennem yaşanmış ve anlatacak birşey kalmamıştı. Herşeyin dibe vurduğunu zannettiğimiz bir an yaşıyorduk belki de! Sonra Milenyumla birlikte; yeni ütopyalar keşfetme yoluna gitti insanlık, geçmişin karanlık yüzünü silmek istercesine. Bilimkurgu sayesinde, uzaya biraz daha fazla yaklaştık, yeni ütopyaların orada olabileceğini keşfettik. Gelecek Dünya’ya yolculuk yaptık; gelecek bizi daha çok korkuttu, küresel yıkımın enkazları karşıladı bizi orada. Geçmişe yaptığımız yolculuklardan korktuk, fütürsuzca yok ettiğimiz insanlığımızın enkazı ve kokmuş ceset kokuları ortalıkta duruyordu hala. O enkazı kaldırmadan şimdiki zamanı ve gelecek zamanı yaşamak mümkün değildi.
İnsalık tarihinin belki de en karanlık çağını yaşıyoruz; gelecek nesillere bırakabileceğimiz, onları aydınlatabileceğimiz, yol göstereceğimiz ışıklarımız yok. Her bir haneden başladı umutsuzluk, sonra mahalleden dünyaya yayıldı kara bulutlar. Umutlar boş bir avuntudan ibaret neredeyse. Ne Bilim, ne Bilimkurgu yetmiyor bu kara tabloyu silmeye. Ütopyalarımız birer birer yok oldular. Oysa, çok iyi niyetlerle başlamıştı insanoğlu tarihi; Ortaçağ karanlığı, Rönesans Devrimi ile yok olmuş, aydınlık bir tarih başlamıştı. Yeni keşifler, yeni ütopyalar vardı o tarihte. Bilim adamları, Filozoflar olumlu düşlerle bakıyorlardı geleceğe. Sonra birden; ilkel benlik sardı insanlığı, toprak kavgaları, savaşlar başladı, bombalar patladı yer yüzünde. Daha çok güç istedi büyük devletler, daha çok para dediler. Kara gözlü bebekler, kapkara bir dünyaya açtı gözlerini, sonra bombaların altında kapattı yeniden.
Sineye çektik, alıştık, benimsedik trajedileri. Rutin hayatımızın bir parçası olarak görmeye başladık yanımıza düşen kolları, bacakları. Kulaklarımız kanıksadı, uzaktan gelen feryat seslerini. Kanıksadık, insanlığımızın sado-mazoşistliğini. Bilinçsizce bu konuda uzaman olduk, insanlığın yaşadığı kıyımları, acıları, hüsranı benliğimize oya gibi işledik; geçtik baktık karşıdan, üzerimize yakıştırıp keyif aldık bundan.
Şimdi; ya bu tablonun bizi yok etmesine izin vereceğiz ya da yeni bir dünya hayali kurmaya başlayacağız. Yeniden yola çıkacağız, birşeyleri değiştirme, güzelleştirme adına. Yeni bir şiirin duygusu ilham verecek tekrar ve beyaz perdeye yansıyacak güzel bir Dünya hayali!
Şimdi başa sar makinist, insanoğlu yeniden tarih yazacak(!)
Sizler için bunlarıda karaladım
Kategori: bilim kurgu, Sadece insan

Belki de yeni bir tufan lazım hayatlara ve de dünyaya… Sil baştan için…
O tufanada fazla kalmadı sanırım Emrah.
Sineye çektik, alıştık, benimsedik trajedileri