Yadsımanın Yadsınması

yadsimaHayatımızın her alanında bir çeşit yadsımayla karşı karşıya kalırız. Aslında kabul etmediğimiz, ama bir şekilde başımıza gelen nesnel veya duygusal anlamdaki değişikliği başka bir manada kabulleniriz, yerine yerleştirdiğimiz başka bir olguyu zamanla benimser, ama daha sonra onu da yadsırız. Bu durumda da, yadsımanın yadsınmış hali ortaya çıkmış olur.

Asla ölmeyeceğini zannettiğimiz bir yakınımız öldüğünde veya hiç bitmeyeceğini zannettiğimiz aşkımız bittiğinde bir şekilde bel bağlandığımız -yok olmayacak- sistemimiz çökmüş olur. Bu çöküşten kurtulmak ve bizi mahfetmesine izin vermemek için tek yol vardır;  gerçekleşen olguyu yadsımak. Savunma mekanizmamız anında devreye girer ve o gerçeği reddederiz. Aslında böyle bir kayıbın olmadığını ve hala eski halinde devam ettiğine kendimizi iknaetmeye çalışırız.  Ancak yeni durumu kabullenmek biraz zaman alır ve bu süreç işlerken, bizler farkına bile varmadan kayıplar silinmeye, yerine yeni olgular konulmaya başlar. Artık herşey değişmiştir; eski halden, yeni hale geçiş yaşanmaya başlamıştır. Eski eskide kalarak yadsınmıştır, ama bir süre sonra ortaya çıkan yenide değişmeye başladığında yadsımanın yadsınması sürecine girilmiş demektir.

Aslında hayatın geneline baktığımızda, sık sık rastladığımız bir durum olduğunu görmemiz mümkün. Duygusal anlamda örneklendirmeye çalıştığım bu durumu, nesnel anlamda da düşündüğümüzde tablo çok farklı bir hal almıyor: Eski işiniz, yeni işiniz- eski arabanız, yeni arabanız- eski mobilyanız, yeni mobilyanız gibi örnekleri çoğaltmak mümkün. Her biri evresini tamamladığında yadsınır, yerine yenisi konur bir süre sonra o da evresini tamamladığında aynı yadsınmayla karşı karşıya kalır.

Bazen de durum çok farklıdır; aslında gerçekten yok olduğunun farkına vardığımız, ama bir türlü kabullenemediğimiz olgular vardır. Başta da söylediğimi gibi, bir yakımızın öldüğü anı yadsır, ama onun gerçekte ölmüş olduğunu biliriz. Aradan yıllar geçmiş olsa bile, bir yerlerden çıkıp geleceğine inanır, hatta asla mezarını ziyarete gitmeyiz.  Her hangi bir ortamda adı geçtiğinde, kendisininde kapının arkasında olduğu hissine kapılır ya da birden telefona sarılıp arama gereği duyarız. Bu tür yadsımaların önüne geçmek asla mümkün olmadığı gibi, yerine yeni bir olguyu yerleştirmekte sadece egomuzun bize oynadığı bir oyundan fazlası değildir.

bize her an yadsımanın yadsınmış halini gösterecek süprizler sunmaya hazır. Belki de yapılması gereken, biraz olsun elimizdekilerin kıymetini bilerek yaşamak olsa gerek…

Sizler için bunlarıda karaladım


Etiketler: , , , , , ,
Kategori: Sadece insan

2 Yorum

  1. istesek de istemesek de acı gerçeklerle yüzleşmek zorundayız. bence böyle kaçamayız. yadsınmaması gereken en önemli şey kabullenmek zorunda olduklarımız.

  2. Sanırım en büyük silahlardan birisi de unutmak…
    Sonuçta eve kapanıp kendi gözyaşımızda boğulmayı beklerken bile birşeyler unutulma sürecine giriyor, bir süre sonra biriken suyun bizim gözyaşımız olduğu da unutulabiliyor:)
    Yadsımak ise sanırım biraz daha ciddi bir durum…
    unutmak bir refleks ama yadsımak biraz tercih edilen bir şey sanki…

Yorum Yapın

İsim

E-mail

Websiteniz