Kadınlar romantik düşünür, erkekler romantizmi yaşatır

romantizmKadınların romantizimi çok sevdiği tartışılmaz, ama romantizmi yaşatmak için çaba gösterdikleri tartışılır. Aslında kadınlar sadece romantik düşünürler, iş romantizmi uygulamaya geldiğinde;  romantizmin yerini gerçekçilik alır. Erkeklerin bu konuda daha  dürüst olduğunu itiraf etmek bana çok zor gelse de, evet erkekler romantizmi yaşatmak için sürekli çaba sarfeden taraf oluyorlar.

“Kadınlar romantik varlıklardır” diyenlere pek inanmamanızı söylemek zorundayım. Kadınlar, romantizmin içerisinde seyirci olmaktan başka bir rol oynamazlar. Kendileri için hazırlanan romantik ortamlara bayılırlar, ama bir süre sonra; “ karın doyurmaz” felsefesi devreye girer ve ilişkide daha gerçekçi yatırımlar yapılmasını arzu ederler. Erkekler hayatı romantik olarak algılayamaz, ama romantizimi hayatlarının içerisine dahil etme adına daha plancı ve detaycı olurlar. Özellikle evliliklerde aşkın fazla uzun ömürlü olmaması, kadınların romantizme sadece seyirci olarak bakmasından ibaret olsa-gerek!

Bir Feminist olduğumu düşünen okurlarımın, bu itiraf karşısında şaşıracağını tahmin edebiliyorum. Ama tarafsız bir birey olarak ilişkileri ve evlilikleri incelediğimde, için çaba sarfeden tarafın olduğunu görmüş olmamın saklanacak bir yanı olmadığını ifade etmem gerekirdi.  İlişkilerin başlangıcında taraflar gayet romantiktir ve eğer ilişki seyrinde taraflar, birbirlerinden sıkılmadan sürecine kadar ilerleyebilmişler ise, bu seferde romantizmin yerini sahiplenme duygusu almaya başlar. Bunu yapan taraf genelde kadındır. , gelecek planları yapmaya devam ederken; mümkün olduğunca romantizmi ihmal etmemeye çalışır, ama gelecek planlarının içine romantizmi ilave etmeyip, bir an önce sahip olma dürtüsü içine girer. Zaten artık evlilik gerçekleşmiş ise, romantizme seyirci kalma gereği bile duyulmaz ki amaca ulaşılmış ve aşık olduğu erkeğe sahip olmuştur. Bu tabloya bakıldığımda bir olarak ben hayal kırıklığına uğrardım ve erkek olsaydım, kadınlara romantizim ve aşk konusunda fazla güvenemeyeceğimi düşünürdüm. Eğer erkekler romantizimi sürdürmek adına çaba sarfediyor olmasalardı, inanın bana kadınlar buna çok da itiraz ediyor olmazdı. Aksine, bir süre sonra zaten sıkıldıkları romantizmden kurtuldukları ve gerçek yaşama dahil oldukları için seviniyor olurlardı.

Birbirini kaybetme korkusunun yitirildiği bütün ilişkilerde, aşk ve romantizm çökmüştür. Ancak yeniden devreye girmesini sağlayabilecek tek yol vardır; kaybetme korkusunu yeniden yaşamak. Böyle bir durumla karşı karşıya kalmanızı hiç istemem, ama eğer romantizme sadece seyirci olarak katılanlardansanız; yalnızca size ait olduğunu zannettiğiniz o varlık, romantizmi aramak adına başka limanlara yelken açmış olabilir, bilesiniz!

Düşünüyorum da; hiç aklıma aşk şiirleri yazan ünlü bir kadın şair gelmiyor. , gibi, romantizme öncü olan bir kadın şair ya da yazar yok, hatta bir ressam bile yok! Bu durumda, romantizmin mimarlarının erkekler olduğunu söylemek ve kadınların o mimari esere sadece baktığını ifade etmek yanlış ya da abartı sayılmaz…

Sizler için bunlarıda karaladım


Etiketler: , , , , , , , , ,
Kategori: kadın

6 Yorum

  1. Sadece şiir değil genel anlamda klasik yazar diyebileceğimiz çok az kadın yazar var. Romantizm konusunda değil belki ama tutku konusunda sanırım erkekler daha önde:) Edebiyatın en büyük itici gücünün tutku olduğu düşünülürse… Sizden bir Balzac çıkmayacak sanırım hiç:) Bu bir saldırı değil, lütfen yanlış anlama olmasın…

  2. Ben yanlış anlamam da, başkalarını bilemem :)

  3. Yazdıklarına en azından kendi adıma katılıyorum JerenCe, fazla mantıklı düşünüyoruz bayanlar olarak sanırım. Tersi örnekler de var tabi. Aşkı korumanın tek yolu o korkuyu yaşamak demeyelim de bu ihtimali hep akılda tutmak sanırım, bunu unutmamak ilişkiyi dengeliyor.

  4. Erkekler romantik düşünemeyişlerini gizlemek ve romantik düşünen kadınların, aynı zamanda romantik davranışlardan da hoşlanacağını düşündükleri için, sahte bir romantik ortam yaratıp, kadınlar için etkileyici ve vazgeçilmez olmak adına romantik davranıyorlar diye düşünüyorum.Çünkü bir çok erkek, kendisini onaylayan bir kadın yanında olmaksızın, kendisini dünyadan kovulup, uzaya fırlatılmış gibi hissedeceği için, kadınların gözüne girmeye çalışmak zorunda.Bir de kadınlara romantizm dışında verecek başka bir şeyi olmayan erkekler tarafından, romantik davranmak kendilerine birşey kaybettirmediğinden dolayı, tercih ediliyor.Erkeklerin, yaşamı, ilişkileri “ucuza” (parayla ilgili değil, sorumluluk hissedip çaba harcamadan kaçınma ile ilgili) mal etme dürtülerinden kaynaklanıyor.Anneleri onları hazırcılığa alıştırdıkları için, taşın altına ellerini koymak istemiyorlar, kadınları romantik davranışlarla uyuşturup, onların elini koymasını bekliyorlar.Başarılı, sorumluluk sahibi, üstüne düşen görevleri yerine getiren erkekler romantik davranmaya gerek duymuyor.Kızı boş bırakırsan, ya davulcuya ya zurnacıya kaçmasının nedeni, onlaruın romantizm ile kızları kandırabiliyor olması.Romantizme kanıp evlenen kız, hayatın yükü sırtına binmeye başladıkça, acımasızlaşıp, kendisinin kandırılmasında kullanılan romantizmi yerden yere vuruyor.

  5. Kişisine göre değişir bence.

  6. elifiim diyor ki:

    herkese selamlar ben elif,yazinizi okudum haklısınız ama ben gerçekten çook güzel ve profosyonel sekilde iir yazan bir bayanımm:)bu bı yetenektiir ve kadinlar erkekler kadar cesaretli atigan deiiler..bu yuzden durum boyle bence,,,istanbul çap,nda 1.liğim war ama beni kimse tenımaz…eminim kadın deilde erkek olsaydiim suanda siir kıtabim olurdu haata yok satardii:)ama işde şartlarr zamanında kımsede elimizden tutmadi şimdide nişanlandıık izin yokk:)):):)

Yorum Yapın

İsim

E-mail

Websiteniz