
Akıl uykuya dalmaya hazırlanırken
Bütün gün çalıştınız, birileriyle kavga ettiniz, laf yarıştırdınız, patronu memnun etmeye, müşteriyi ikna etmeye çalıştınız. Okula yetişme telanışınız vardı ya da işe, “akşama ne yemek yapsam” derdine düştünüz, eşiniz yemeği beğenmedi üzüldünüz. Bir dost sesi tellefonda hüzünlü, derdini paylaştınız, annenizle tartştınız, babanızla efkar dağıttınız. Nasıl da kocaman, bitip tükenmek bilmeyen, dolu dolu bir gün yaşadınız. Kim bilir belki de bom boş, bütün gün aval aval dolaştınız ya da televizyon seyrettiniz, ama sizin içinde gün bitti.
Biten gün, uyku demek; başını yastığa koyup, en güzel rüyalara dalmak demek. Artık aklın uykuya dalma zamanı, ama beynimiz için öyle mi? O henüz mesaisini tamamlamadı! Akıl uykuya dalmaya hazırlanırken; beynimiz biten günün muhasebesini yapmak üzere ikinci mesaisine başladı bile. Önce, önem sırasına göre defterler birer birer açılır, ardından hesaplamalar yapılır. Gün içinde arada kaynayan detaylar çıkar ortaya ve o detaylar güne dahil edilir. Belki de hiç olmaması gereken bir fazlalık yaşanmıştır, bu seferde o fazlalık eksiltilmeye çalışılır. Artık gün; yaşamış olduğunuz gibi değil, yaşamayı arzu ettiğiniz biçimde şekillenmeye başlarken, aklımız uykuya dalmış ve beynimiz yeni oyunlar oynama sürecine girmiştir.
Beynimize yeni bir oyun alanı açan rüya faslındayız: Akıl ve mantık kapanmış, duygusal dünyaya yolculuk başlamıştır. Gün içerisinde yaşanılanların özetini, tamamen duygusal olarak yaşar ve aslında aklımızın bizi engellediği ya da bize yön verdiği durumların olması gerekenden çok farklı yaşanmış olmasının yorgunluğu ile, duygusal süreçte ya üzerimize kabus olarak düşer ya da tamamen çok farklı bir şekilde toz pembe bir rüya şekline bürünür. Örneğin; gün içerisinde aşk acısı yaşamış ya da özlem duymuşsanız, rüyanızda o acının yerini mutluluk, özlemin yerini kavuşmak alır. Ya da hiç istemediğiniz halde, hoşlanmadığınız birine gülümsemek zorunda kalmışsınızdır, o an hissettiğiniz kızgınlığı yansıtamamak, aklınız uykuya daldığı esnada; öfkeli ve huzursuz bir rüya alemine dahil olmanıza neden olabilir.
Kadınlar ve erkekler birbirlerinden çok farklı rüyalar görürler. Erkekler genelde daha hareketli, aksiyon dolu rüyalar görürken, kadınlar daha duygusal ve dramatik rüyalar görür. Bunun sebebi; kadınların olayları sürekli beyinlerinde sıcak tutmaları ve duyguları çok yoğun bir şekilde yaşamalarından kaynaklanıyor. Erkekler ise, genelde olup biteni ertesi güne pek fazla taşımazlar.
Sonuç ne olursa olsun; gördüğümüz rüyalar, tıpkı yaşadığımız olaylar gibi gerçektir. Rüyalar çoğu zaman bir işaret ya da olası muhtemel olayların habercisi olabiliyorlar. Önemli olan rüyaların nasıl yorumlandığı ve verdiği mesajların güncel hayatımıza nasıl yansıtıldığıdır. Ne demişler? ” Hayra yorun, hayır olsun!”
Sizler için bunlarıda karaladım
Kategori: Sadece insan

Evet hayatta da herşey olmalıdır. Yapılan duyulan herşey olumlu yorumlanmalıdır ki sonuçlar herzaman olumlu, mutluluk vrici olsun. Yüreğinize sağlık.