
Aman da ne çok fikrim var!
Dikkat ediyorum da; bazı blog yazarı arkadaşların her konuda fikir sahibi olduklarını görüyorum. Aman sormayın, bu beni inanılmaz mutlu ediyor tabii. Oldukça bilgili ve tecrübe sabihi bir Millet olduğumuzun ispatı sanki! Bir tek insanın, sadece tek başına, milyon tane obje hakkında makale yazabilecek kadar bilgi sahibi olması nasıl bir enginliktir? Gurur duyuyoruz…
Her konuda ahkam kesmeyi sevmem, ama buna rağmen bazıları ukala olduğumu bile söyleyebilir. Bana göre hayatın eğlenceli kısmını görebilmek ve azıcık ucundan o hayata mizah katabilmek önemli olan. Siyasetten anlamam, ama siyasilerin eğlenceli yanlarını – tamam belki biraz sivri dille- anlatabilirim, siyasi mizah yapabilirim. Bu benim siyasete yön verebilecek potansiyele sahip olduğumu göstermez.
Blog yazarı arkadaşların yazılarını okuyorum; “aman hocam dur bir bu ne asabiyet” demek geliyor içimden, ama sadece gülüyorum. Hocam kendinisini öylesine kaptırmış gidiyor ki; Sayın Erdoğan yazdıklarını okusa, korkudan ölürdü(!) – Yazının içinden sallanan parmağı söylememe gerek yok. - Hayır siz niye siyasetçi olmadınız merak ediyorum? Bu kadar bilgiyi kendinize saklamanızı hiç yakıştıramadım(!)
Durun! Şimdi ben de bir asabiyet göstergesi yapacağım; sizi kınayacağım… Umrunuz da olur mu? Bilmiyorum, ama sizleri okumak bana zevk vermiyor. Yazılarınızın ikinci paragrafına bir türlü ulaşamıyorum, sıkıntı ve sinir basıyor sizden. Ah sıkıntı dedim de aklıma geldi. Elveda Rumeli dizisini çok severim, orada sıkıntı için “ufunet” diyorlar, bayılıyorum buna. İşte demem o ki; sizin yazılarınız da “ufunet” bastırıyor.
Off aman kim üstüne alınırsa alınsın! Belki de hepinize dedim, hoş herkes kendini bilir, burada adının metin altında gölgesini görür. Şimdi söyleyeceklerimle beni “Faşist” zannedebilirsiniz, ama benim okuyucum “sağ- sol” kavramından nefret ettiğimi ve benim eğer sonunda “ist” olan bir fikre olumlu bakacaksam bunun sadece “humanist” olduğunu bilir. Bu açıklamayı yaptıktan sonra asıl söylemek istediğime gelebilirim; her konuda fikir sahibi olan yazarların çoğu sol görüşe sahip. Bu fikri yansıtmanın popiler olma açısından daha avantajlı olduğunu düşünerek mi solcu oluyorlar? Bilmiyorum, ama bu fikrin altında yatan gerçek hümanist duygulardan bi- haber olduklarını biliyorum. Öyle kaş çatarak, altan altan “hımmm ha sakın” gibi parmak sallayarak, sağa- sola saldırarak ikinci paragrafınızı okutmanız mümkün değil bilmelisiniz. Bir de işin en komik, hatta dramatik yanı bu arkadaşların pek çoğu iş-güç sahibi, memur statüsünde olan arkadaşlar. Ve aslında gerçek işçinin derdini bilemeyecek kadar zavallılar. Nasıl olsa garanti Devlet maaşları var. Sallaması kolay, ama sorun asgari ücret ne kadar bilemezler. Hele işsizlik nedir hiç bilemezler. Şimdi sizlerin savunduğu fikrin tam adı nedir ben bilemedim? Tüm sosyal haklarınızı alıyorsunuz, az ya da çok bir maaşınız da var, senenin 4/1′i tatil, eee siz ne istiyorsunuz? İşsizlerin derdini anladığınızı mı idda ediyorsunuz utanmadan? Sizin kaçınız “İşçi Bayramı”ında yer aldı. Pardon! O kıyakta Devletten size resmi tatil. Sanki gerçek işçi o gün tatil yapabiliyormuş gibi… Hoş bana göre bu bayram da kaldırılmalı; bayrama değil, savaşa gidiliyor resmen o da ayrı konu.
Aman da ne çok fikrim var! Ohh söyledim de rahatlayıverdim. Aslında daha söylecek çok şey var, ama şimdilik bu kadar ukalalık yeter. Bu ara bloglar arası bir moda başladı onu da vurgulamadan geçemiyeceğim; sanki yazınızın ikinci paragrafını okuduk-yuttuk da, şimdi sıra geldi “arkası yarına” Ben de söyleceklerimin devamını yarına mı saklasam ne (!)
Sizler için bunlarıda karaladım
Kategori: blog, JerenCe
