Uzay savaşları: 1. Bölüm; Dünyalılarla ilk temas

uzay savaşlarıYıl 2025, GADA (Gezegenler Arası Dostluk Antlaşması)’nın henüz 2. Yıl’ını doldurmadık. Tüm Kainat’ın keşfi de o kadar uzun olmadı zaten. Çok zorlu geçen 10 uzun yılın ardından nihayet Kainat’a barış ve sukunetin hüküm sürmesini sağlayacak GADA’nın ortak kararlarla imzaya hazırlanması ve tarafların bir araya gelip, antlaşmaya imza atması için çok mücadele verildi. Bu aşamaya gelinceye kadar; binlerce ufak gezegen ve milyonlarca Uzaylı Kainat Savaşları’nda yok edildi. Hala Uzay boşluğunda kaybolan binlerce Uzaylı’dan haber alınamadı. Oysa ilk Dünya ziyaretini gerçekleştirdiğimizde çok farklı hayaller içerisindeydik!

Dünyalıların, bizim varlığımızdan haberdar olduklarını ve bir şekilde bizlerle iletişim kurma çabaları olduğunun farkındaydık. Yaptıkları her Uzay ziyaretiyle yeni bir keşifte bulunuyorlar, ama bir türlü varlığımızı ıspatlayamıyorlardı. Ay’a yaptıkları ilk ziyaretin ardından artık bunun bir başlangıç olduğunu ve nihayet birgün yüzyüze gelmemiz gerektiğini biliyorduk, belki de korkuyorduk! Tahminlerimizde yanılmadık, Dünyalılar asla pes etmek niyetinde değildi. Her ziyaretleri, onları bize bir adım daha yaklaştırıyordu.  Onları uzaktan izlemek hem çok eğlenceli, hem de endişe vericiydi. Dünyalıların tuhaf bir hırsı vardı ve bu hırslarıyla yok etmeye programlanmışlar gibi hissediyorduk. Yapmamız gereken tek şey vardı; Onlar hırslarını öfkeye dönüştürmeden, barışçıl olduğumuzu göstermeliydik.

Dünyalılar hiç bir zaman diğer gezegenler kadar güçlü değildi, ama Onlar’da ki hırs güçten daha tehlikeliydi. Diğer gezegenlerle zaman zaman küçük çapta savaşlarımız olmuştur. Bu savaşlar sonrası yok olan gezegenler de oldu, ama savaşlar hiç bir zaman uzun soluklu değildi. Sonunda hep barış sağlanır ve yaralar birlikte sarılırdı.

Nihayet Yıl  2013′de Komutan Pragg ve ekibi, iyi niyet ziyareti için Dünya yolculuğuna çıktı. Aldıkları sinyaller doğrultusunda iniş yapabilecekleri en uygun noktanın, Dünya’da en yoğum Uzay araştırmalarının yapıldığı kent olan Washington ve Uzay istasyonu NASA olduğuna karar verdiler. Elbette bu iniş o kadar kolay olmayacaktı, uğrayabilecekleri herhangi bir saldırı karşısında hazırlıklı olmaları gerekiyordu, bunun için uygun bir araç seçmek yeterliydi; sıfır sinyalle çalışan, görünmez Uzay aracımız White Cloud bu seyahet için idealdi. Hepimiz çok heyecanlıydık, bu yolculuğa benim de dahil edilmem mucizevi bir olaydı, elbette Komutan Pragg bu konuda ısrarcı olmasaydı, imkansızdı tabii.

Ziyaret için yer seçimi yapıldıktan sonra, tarih seçimine sıra gelmişti. En uygun tarihin 4 Temmuz olacağı fikri Carmen tarafından ortya atıldı. Carmen, uzun yıllardır Dünya’yı en yakından inceleyen ekibin içerisinde yer alıyordu ve Amerika için bu tarihin önemli olduğunu anlaması sadece 2 Yıl’ını aldı.  4 Temmuz Amerika’nın Bağımsızlık Günü’ydü ve ülkede çeşitli kutlamalar yapılıyordu. Bizim için bulunmaz fırsatlardan biriydi, kolayca kalabalığın içine karışmamız için bulunmaz fırsat! Hazırlıklar sona erdi ve nihayet o gün gelmişti. Kaptan Pragg ve benimde dahil olduğum ekip; tam belirlediğimiz noktaya başarılı bir iniş gerçekleştirdik. Bundan sonra yapmamız gereken; bize yardımcı olabilecek, durumu en uygun şekilde açıklayabileceğimiz bir yetkiliye ulaşmaktı. Kaptan Prag Uzay yolculukları konusunda oldukça tecrübeliydi, stratejik kararlar alması onun için çok zor değildi. NASA Genel Sekreteri’nin en doğru insan olduğunu düşünüyordu, yanılmadı da…

Gerekli donanımlarımız ve görünmez giysilerimiz sayesinde, Genel Sekreter’in odasına kadar ulaşmamız çok zor olmadı. Bu aşamadan sonra yapılması gereken; bir Dünyalı gibi görünmemiz olacaktı. -Dünyalıların bildiğinin aksine; koca koca kafalarımız, iri gözlerimiz ya da iri kulaklarımız yok bizim. Bizi Dünyalılardan ayıran tek farkımız derimizin rengi. Gezegenimizin adı gibi derilerimizde yeşil. Tıpkı Dünyalıların siyah ve beyaz renleri olduğu gibi bizde de fark buydu. Neyse ki bu durumu kamufle etmek basit bir işti ve zaten bu konuda hazırlığımızı önceden yapmıştık. Artık normal bir insandan hiç bir farkımız yoktu.- Genel Sekreter randevusuz bizi karşısında görünce oldukça şaşırdı, hemen sekreterine ” nasıl olur da bu adamları bu şekilde içeriye alırsınız” diye telefona sarılacak oldu, ama Kaptan Pragg, hemen onu ikna etmeyi başardı.  Bizi dinlemeyi kabul etti, elbette anlattıklarımız onu ikna etmeye yetmedi. ” Benimle dalga mı geçiyorsunuz siz? ” Diye haykıran sesi hala kulaklarımda. Kaptan Pragg, ” müsade edin ıspatlayalım” dedi, o da kabul etti. Birlikte White Cloud gezintisi yaptıktan sonra; hayretle gözlerinin kocaman açıldığı ve şaşkınlıktan neredeyse “küçük dilini yutacak” hale geldiğini görmek eğlenceliydi. Sonrası ilginç diyaloglar eşliğinde devam etti ve 10 Günlük Dünya ziyaretimizin sonunda, Genel Sekreter ve beraberinde beş kişiden oluşan ekibiyle gezegenimiz Yeşil’e doğru yol aldık. Bu yolculuk aynı zamanda 10 Yıl sürecek olan uzay savaşlarının başlangıcıydı…

Devam edecek…


Etiketler: , , , , , , , , , , , ,
Kategori: bilim kurgu, hikaye

1 Yorum

  1. Frederich Pohl’un “Hiçi üçlemesi” okudun mu? Beni çok etkilemişti sanki bir gün olacakmışcasına bu kadar güzel ve gerçekçi yazılabilir.

Yorum Yapın

İsim

E-mail

Websiteniz