Uzay Savaşları: 2. Bölüm; Kainatın sır perdesi aralanıyor!

kainatDünya ziyaretimiz oldukça başarılı geçti, vermek istediğimiz mesajları doğru bir şekilde yansttığımıza inanarak; Genel Sekreteri ve ekibiyle birlikte, Gezegenimiz Yeşil’e yolculuk için hazırdık. Yolculuk aşamasına geçmeden, 10 Günlük Dünya gezintimizde ( Bakınız 1. Bölüm; Dünyalılarla ilk temas) yaşadığımız bazı ilginç deneylimleri anlatmalıyım:

Neredeyse NASA sınırları dışına hiç çıkmadık sayılır; ilk gün 4 Temmuz kutlamalarına uzaktan seyirci olmamız dışında, neredeyse hiç. NASA Genel Sektereri Bay Michael Moor, özellikle  NASA sınırlarında kalmamız konusunda ısarar ediyor ve bizler de bu kararına saygı gösteriyorduk.  Zaten varlığımızdan çok fazla kişinin haberi de yoktu. NASA Başkanı, yardımcısı, Bay Moor ve en üst seviyeden de sadece Yardımcısı, diğerleri birkaç Bilim Adamı ve mühendisten oluşuyordu.

aracımız White Cloud, bir müze vazifesi görüyordu. NASA mühendisleri ve bilim adamları tarafından didik didik edilerek her parçası incelemeye alındı. – Bizim sadece Onlar’ın görmesini istediğimiz kısmını görebildiler tabii, gerisi görünmez zırhlarla saklanmıştı. – Dünyalılar yıllarca klonma konusunda araştırmalar yapıyordu, ancak henüz insan klonlama aşamasına gelmemişlerdi. Kaptan Pragg, bu konuda ne kadar ilerlemiş olduğumuzu ıspatlamak, hatta bununla gururlanmak üzere; Carmen’i gözlerinin önünde çiftledi. O an gemide olanlar, hayranlık, kıskançlık, panik duyguları içinde ne yapacaklarını bilemez halde kala kaldılar ( Bizim için eğlence olan klonlama yöntemi, gelecekte çok büyük acılar çekmemize neden olacaktı, bunu henüz o an bilmiyorduk..)

10 Günlük ziyaret daha çok hatıraya imza attı, ama şimdilik onlardan bahsetmek yerine; Dünyalıların ’ın sır perdesini aralamak üzere bizimle çıktığı yolculuğa geçmek istiyorum. Bu deneyim benim ve beraberimde tüm mürettebatın yaşadığı en ilginç deneyimdi.

Bay Moor ilk defa uzay yolcuğuna çıkmanın heyecanı içindeydi, ama bizlerle ilk temas kuran kişinin kendisi olmasının verdiği böbürlenme duygusuyla, heyecanını gizleme çalışıyor, daha çok Amerika Başkanı gibi davranıyordu. Oldukça tuhaf görünüşlü, kısa boylu, sıska bacaklı ve ona tezat kocaman bir göbeği vardı. Gözleri hiç görmediğim kadar iri ve bizim tenimiz kadar yeşildi. Aslında sevimli bile sayılırdı, ama bana göre aptal bir ifadesi vardı. Yerden havalandığımız ilk an da; sıska bacakları, göbek deliğinden içeri kaçacakmış gibi duruyordu. Yaşadığı panikle bacaklarını göbeğine doğru çekti ve gözleri yuvalarından uçma noktasına ulaştı. Neyse ki bu durum çok uzun sürmedi; havalanmamızın hemen ardından, sakin ve keyifli bir yolculuk olacağını herkes anlamıştı.

Çıplak gözle uzaya bakmanın keyfini çıkarmaya çalışıyorlardı. Böylesine bir deneyimi yaşamaları, kendi teknolojileriyle imkansızdı, bunu çok iyi biliyorlardı. Dünya’nın içinde olduğu Sistemi’nin dışına çıkmıştık artık, Onlar belki de ilk defa başka bir Sistemi’nin varlığından haberdar olacaklardı. Sonsuz, uçsuz- bucaksız bir Kainat’ın tek bir tarafından aydınlatılmasını beklemek zaten mantıksızdı, ama Onlar bu sistemin dışına hiç çıkamadıkları için, sınırların ne kadar büyük boyutta olabileceği hakkında fikirleri de yoktu. Bütün gezegenler, galaksiler ve yıldızlar teker teker arkamızda kalıyor, biz kendi Sistemi’mize yaklaşıyorduk. Çıplak gözle ’i bu kadar yakından görebileceklerine ihtimal bile veremezlerdi. Oysa bizim gemimiz, ’e en yakın mesafeye ulaşabilecek kadar özel yapılmıştı.

Bay Moor ” Gerçekten başka bir olabilir mi?”

” Bunu kendi gözlerinizle görmelisiniz Bay Moor.”

Bay Moor kendi gözleriyle gerçekten gördü, Kainat’ın sır perdesini araladıkça da iştahı kabardı, salyaları akmaya başladı. Dünyalılar için bulunmaz bir fırsattı ve onlar hiç bir detayı kaçırmak istemiyorlardı. Bilim Adamları sürekli notlar alıyor, sürekli yeni sorular soruyorlardı.  Tam kendi Güneş Sistemize gireceğimiz an da benim bile dehşete kapıldığım bir tehlike atlattık. Kaptan Pragg “herkes kemerlerini bağlasın ve sakın kıprdamayın” diye birden bağırarak, ortalıkta koşturmaya başladı. Nihayat çok geçmeden, bir kara deliğe girmek üzereyken, son an da kurtulmuş olduğumuzu anladık. Elbette bunda Kaptan Pragg tecrübesi önemli bir faktördü. İçimden “Genel Sekreter’i o deliğe atmamız daha iyi olacak” diye geçirdim, ama bunu kimseyle paylaşmadım. Bir türlü bana güven vermeyen, o aptal suratına baktıkça; kötü birşeyler olacağını hissediyordum.

Gezegenimiz Yeşil’e yarım saat mesafedeydik. Öylesine güzel görünüyordu ki!

yeşil

Devam edecek….

Sizler için bunlarıda karaladım


Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , ,
Kategori: bilim kurgu, hikaye

Yorum Yapın

İsim

E-mail

Websiteniz