Karar ve kararsızlık

kararsızKararsızlık en büyük hastalıkmış. Eğer sık sık kararsız kalıyorsanız, bu hastalığa yakalanmışsınızdır demektir. sizin için önemli olan bir konuda kararsız kalmanız sanırım normal karşılanabilir. Örneğin; üniversitede de hangi bölümü seçmek istediğine bir türlü veremeyen, hem hukuk, hem de tarih okumak isteyen bir öğrencinin, hangisini daha çok istediğine verememesinde olduğu gibi. Ama bu , “baklava mı, kadayıf mı yesem” kararsızlıklarına kadar varıyorsa, her normal karşılanmayabilir.

bir konuda alınan kararlar, iyi ya da kötü sonuçlar doğurarbilir. Önemli olan her iki durumun bilincinde olmak ve sorumluluğunu alabilmektir. Ne olursa olsun aldığı karardan pişman olmamak ve ödenmesi gereken bir bedel varsa, ödeyebilme cesaretini göstermektir. En kötüsü, çok istediğiniz halde yapmaktan korktuğunuz birşey için, ileride duyacağınız pişmanlıktır. Sonrasında “ yapsaydım” demektense, yapıp ardından duymak daha az incitici olabilir.  Zamanla yaptıklarınız için duyduğunuz pişmanlıklar geçebilir, ama yapmadıklarınız için duyduklarınız asla…

Hayati bir karar verme süreci ne kadar uzatılırsa,  sağlıklı karar verebilme ihtimalinden o kadar uzaklaşılıyor demektir. Bir saat önce alınan karar, bir saat sonra yerini başka bir karara bırakıyorsa, durum içinden çıkılamaz bir hâle bürünebilir.

Önünüzde iki seçenek var ve iki seçenekte kötü. Böyle bir durumda ikisinden birini seçer misiniz, yoksa başka bir seçenek daha olabileceği ihtimalini değerlendirebilir misiniz? Eğer her iki seçenekte sonuçta sizi tatmin edecek seçenekler değil ise, “kötünün, iyisi”ni denemenin bir mantığı yoktur.

Kararsızlığınızı tetikleyen çoğu zaman çevreniz olabilir. Bazen sizin için doğru kararın ne olduğunu bilmenize rağmen, çevreden gelen baskılar doğrultusunda, onların sizin için uygun gördüğü diğer kararı alabilir ve ileride kendi doğrunuzdan şaştığınız için iki kat pişmanlık duyabilirsiniz. Ama sırf bu karar çevrenizden gelen baskılarla alındığı için, duyduğunuz pişmanlığı sizden başka kimse bilemeyebilir.

Her durumda doğru karar vermek imkânsız, ama ne olursa olsun verdiğiniz kararın arkasında durmak ve sonuna kadar mücadele etmek sizin elinizde.  Sadece bir gün ömrü olduğunu bilmesine rağmen, özgürce uçarak doya doya yaşayan bir kelebeğe “nasıl olsa öleceksin, boşuna uçup yorulma, otur ölümünü bekle!” diyebilir misiniz? Kelebeğe bunu söylemeye yetkiniz olmadığına göre; başka insanların kararlarını da etkilemeye yetkiniz yok demektir.

Sizler için bunlarıda karaladım


Etiketler: , , , , , ,
Kategori: Sadece insan

3 Yorum

  1. Ama “hatanın neresinden dönülse kârdır” diye de bir sözümüz vardır bizim. Her zaman doğru karar veremeyebiliriz. Önemli olan doğruyu bulduğumuzda, yanlışı daha fazla üstelememektir bence.

  2. Hayatımda öle bir dönemde okudumki bu yazıyı .. harika

  3. bence en kötü karar bile kararsızlıktan iyidir.önemli olan olayalara olumlu yönlerindende bakmak.tabiki karar verirken artı ve eksileri değerlendirmek önemli ama olayın hayati noktalarını da algılamalı.diğer yandan bugüne kadar hep iyi kararlar vermek için kendimi zorladım ama verdiğiniz her karardada mutlaka olumsuz ve olumlu yanlar çıkıyor, bu noktada olaylara reel parametrelerle değerlendirilip kar-zarar ilişkiside gözetilmeli.çünkü hayat mükemmel değil ve hiç kimse her zaman en iyiye ulaşamaz.onun için eyleme geçmek ve alınan sonuçlara başarısız olunas dahi ben başarısız olmadım sadec bir sonuç aldım demek.diğeride nlp uzmanlarının dediği gibi harita bölge değildir.resmin büyük parçası için ölü ozanlar derneği kitabındaki gibi bir de masanın üzerine çıkıp karar alırkan bakmakta yarar var.saygılarla….

Yorum Yapın

İsim

E-mail

Websiteniz