
Sevgili Günlük,
Bir günce yazmaya başladığımdan beri ilk defa amacına uygun olarak, adına yakışır biçimde ve elbette o klasik hitap cümlesiyle başlamak istiyorum:
Sevgili Günlük,
Bugün, hatta birkaç gündür çok ilginç şeyler oluyor… Benim için fazlasıyla sıradışı denebilecek türden günler bunlar. Aslında olması gerektiği gibi, ama nedense bana ilginçmiş gibi geliyor. Fazla rahat, fazla umursamaz ve evet fazlasıyla huzurlu günler bunlar. Neredeyse Pazar gecesi 11:30′dan itibaren hayatımı sıfırlamış ve yeniden yaşamaya başlamış gibi hissediyorum. O kadar uzun zaman olmuş ki kendimi dinlemeyeli, duygularımı tartmayalı, sadece kendim için yaşamayalı… Uzun zamandır koca bir yalanın içinde olduğumu biliyormuşum da, aksi için bahaneler üretiyormuşum beynimde. Ama artık bahaneler üretmiyorum; artık ne isteğimi, neden istediğimi, kimleri affedip, kimleri edemeyeceğimi biliyorum. Artık gerçeği biliyorum…
Siz hiç bile isteye bir başkasına zarar vermek istediniz mi? İtiraf ediyorum; ben istedim! Bunu o kadar çok istedim ki; sağlıklı düşünemez oldum, ama bunu asla yapamayacağımı, o isteği ilk duyduğum andan beri biliyordum. Şimdi bu isteğime gülüyorum… Çünkü ben biliyorum ki; kimse bir başkasına zarar veremez, ancak kendi kendine zarar verebilir. Tıpkı uzun zamandır benim kendime verdiğim zarar gibi…
Son zamanlarda sık sık “takıntılı“ ve biraz daha ileri giderek “psikopat” şeklinde hakaretlere maruz kaldım. Hani kırk gün deli denilince, akıllı deli olurmuş ya, ben de “acaba mı” diye düşünmeye başlamadım değil. Bu yakıştırmaların, yakıştıranın suçlarına kılıf olduğunu yüzde yüz bilmeme rağmen, sonunda ucunda duran “acaba”dan yola çıkarak; bunu bir uzamana sormaya karar verdim ve hemen ilk boş saati için randevu aldım. Yani anlıyacağın sevgili günlük, hayatının bir döneminde her insanın yolunun geçebileceği bir yere benimde uğrama zamanım geldi. Yarın bu randevu sonrası tüm bunları itiraf ettiğim gibi, uzman görüşünü de itiraf edeceğim.
Tüm bunları neden yazdığımı bilmiyorum, ama bildiğim bir gerçek var, o da; kendi hatalarımın bedelini ancak kendim, kendi hatalarının bedelini ancak kendin ödersin… Eğrim, doğrum zaman zaman şaşsada, önemli olan er ya da geç gerçeği buluyor olmam. Hayatım boyunca her insanın yapabileceği kadar hatayı bende yaptım ve belkide günah adisyonum oldukça kabarmıştır, ama son bir yıldır yaptığım hatalar, tüm ömrüm boyunca yaptğım hatalardan bile çok oldu. Hepsini yaşanmamış saymak, ancak kendini kandırmak olabilir, ama en azından hatalarımın bedelini fazlasıyla ödemiş olduğumu biliyorum.
Artık sıfırlandım ve artık hatalara yeni hatalar eklememek üzere, biraz da sadece kendimi düşünerek, kendim için yaşamaya hazırım.
Bazı hesaplar vardır, kendi adıma o hesapları bu dünya da kapattım; veresiyeleri sildim, geri kalan hesapları da ikram yaptım. Ama öyle hesaplar vardır ki, üzgünüm ben bile birşey yapamam; ancak mahşerde kapanır.
Kategori: JerenCe

Gitmem gerek bu şehirden
Bir rüya oldun sevdamın gergefinde,
Neden çocuklar beni gösteriyor
Yağmur yağsa güneşin yerine ..
Sensizlikten olsa gerek ,
Çekilmez oldu buralar .
Hep benle beraber bulamadıklarım
Bak cesaretim yok artık ,
Geç oldu yorgunum ,
Yine deli oldum sayende,
Saçında rüzgar ..
Ayrılıktan olsa gerek !..
Gecikiyor sabahlar …
Hep benle beraber unuttuklarım.
Dönmüyor epeydir başım ,
Denizler yalan ..
Sevmek ateş olurmuş derler,
Yanmak yalan ..
Şimdi öyle uzakki geldiğim yollar,
Yanlış bir öyküdeyim beni yeniden yaz.
Bir çocuktum sevmiştim,
Avuçlarımda aynalar ,
Gayret et güzelim elini uzat…
Ha gayret güzelim gayret ,
Biter elbet bu yağmur sabret..!