Arşiv ‘ JerenCe ’ Kategorisi

25 Eylül 2008

Hiç tahammül edemediğim şeylerden biri de horultu. Sanırım sırf bu yüzden bile ömür boyu bekar kalabilirim. Yanında sürekli horlayan biri ile ömür nasıl tükenebilir, kestiremiyorum.

Eniştem, ablamın tabiri ile ” körüklü tren gibi horlar.” Bir gece horultusunu kaydedip ertesi gün enişteme dinletmiş ve ” sen olsan senle uyuyabilir misin?” diye sormuş. O kadar tahammül edilemez yani. Benim durumum daha vahim; bırakın horultuyu, uyuyan birinin nefes alışverişini bile duysam, sabaha kadar gözümü kırpamam. Mesela evimde bir saat yoktur, tik tak sesleri beni delirtir. Yatılı olarak gittiğim heryerde o saatler önceden toplanır ya da pilleri çıkartılır. Bunlar birer takıntı sanırım. Daha pek çok takıntım var bunlar gibi; damlayan su sesi, ışık, televizyon veya herhangi bir ses, aklınıza ne gelirse. (more…)

Uzun zamandır kendimi fazla önemsediğimi fark ettim o an; hayata karşı, dim dik duruşumun yalan olduğunu anladım. İlk defa gücümün yok olduğunu hissettim.

Korkuların, gerçeklerle yüzleşme anıydı! Korkularla yüzleşmek: Korkulan ne kadar kaygı verici olursa olsun, tamamen sarmasına izin verilmeli. Korluları ekstrem noktalara taşıyacak hayali bir durum üzerinde düşünüp, gerçekleşme olasılığını ve eğer gerçekleşirse neler olabileceğini kestirmeye çalışmak gerekli. (more…)

22 Eylül 2008

Değerlerin insanlar karşısında inandırıcılığını yitirdiği, insanların hayatta kılavuzsuz kaldığı bir zamanda; Acının, kederin, nefretin, kıskançlığın, yıkımın, hüsranın tek başına yaşadığımız bir durum olmadığını; felaketlerin, kötülüklerin tek kurbanı olmadığımızı, yaşanan her felakette; bize bir şeyler katan, olgunlaştıran ve güçlendiren yanlar bulunduğunu, hatta kendimizi yenilemek için karşımıza çıkan fırsatlar olduklarını kabullenmek, hayatı toz pembe yada kapkara olarak görmek değil, sadece hayat olarak görebilmektir

Zen doğrudan insanın kalbine işaret eder. Kendi doğana bak ve uyanık ol” demektir. Sakin ve huzurlu bir anımızda verdiğimiz kararlarla, sinirli ve öfkeli olduğumuz zamanlarda verdiğimiz kararlar mutlaka birbirinden çok farklıdır: (more…)

21 Eylül 2008

Çocuk hafızamdan  geride kalan, bir gece yarısı abim ve üç arkadaşının “ geliyorlar, kaçın” diyerek arka bahçeden kaçışlarına hayretle bakıyor olmamdı. Bir anlam veremiyordum; kim geliyor, kimden kaçıyorlar, abim bir daha geri gelecek miydi, annem neden ağlıyordu?

Ve bir gün uyandığımda; asker bütün köşe başlarını tutmuş, elinde tüfekleriyle, gülümsemeden yol kesiyordu. Korkuyordum, ama büyülenmiş gibi bakmaktan kendimi alamıyordum. Herkeste bir telaş; “kaçsak mı, kalsak mı?” Bu telaş öylesine büyüktü ki; babadan yadigar kalma ruhsatlı 14’lüyü  aynı telaşla ağabeyimin duvar dibinden çıkarıp, muhtar ve yanında ki iki askere teslim edişini başka türlü açıklamak imkansız.
(more…)

6 Eylül 2008

JerenCe, “elini ayağını blog camiasından çekti” diye dedikodular yapılmaya başlamışken; birkaç günlük zorunlu ayrılıktan sonra, nihayet yeniden burada olmak güzel. Bu defa gerçekten yılmak üzereydim. Kaçıncı kez aynı noktaya geliyor olmak oldukça sinir bozucu bir durum.

Sunucudan kaynaklanan ufak bir sorun yaşadık, ama sevindirici olan; verilerde bir kayıp yaşanmaması. Başlangıçta sunucu desteği almış olduğum firmaya epeyi bir kızmış olsamda; host konusunda doğru bir tercih yapmış olduğumu birkez daha anlamış oldum. Daha öncede söylediğim gibi; host seçiminde önemli olan iletişim kurabilmek. Her an desteğe hazır oldukları için birkez daha teşekkürler.

Yaşanmış sorun, bence sorun  değildir…  Ve nihayet yeniden!