Arşiv‘ akp ’

Taraf Gazetesi resmi web sitesi ana sayfasını açtığınız da sizi karşılayacak olan yazının başlığı aynen şöyle:  ” Zor Günler Geçiriyoruz.” Bir gazetenin kendi adına bu başlığı atıyor olması bile, ülkemizdeki dengelerin ne kadar bozuk olduğunu anlatmaya yetecek kadar büyük bir kanıt.

Peki ne oldu da sadık bir okuyucu kitlesine sahip olan “Taraf” bir darboğazın eşiğine düştü?  Reklam verenler birden ayağını çekmeye başladı, ilanlarda Taraf Gazteesi aranmaz oldu, gelir kapıları birer birer kapanmaya başladı, çalışan personel parasını neredeyse güçlükle alır hale geldi. Taraf Gazetesi bir çifte-standart uygulaması ile karşı karşıya kaldı. Ayakta kalabilmek için ortak arar duruma geldi. (more…)

Mesleki doyuma ulaşmanın en önemli kuralı, uygun meslek seçimi! Peki mesleki doyum neden önemlidir? Çünkü insan ile yasam arasindaki en güçlü bağ mesleki yaşamdır. Günümüz şartlarında meslek edinme, maddi tatmin ve fizyolojik ihitiyaçların giderilmesi için kullanılıyor olsa da, psikolojik ve sosyolojik açıdan önemli bir doyum noktası olduğu gerçeği değtirilemez.
İşini severek ve huzurla yapan kişiler, sosyal yaşantılarında da mutlu kişilerdir. Günümüzün en önemli hastalıklarından biri olan stresin başlıca nedeni, tatminsiz ve kendine uygun olmayan meslek seçimlerinden kaynaklanmaktadır. Amaç sadece para kazanmak ve ekonomik açıdan rahat bir yaşam sürebilmek olduğunda, mesleki doyum 2.plana atılabiliyor. Ülke ve Dünya gündemine şöyle bir göz attığımızda ise; bırakın sosyo ekonomik düzey yüksekliğini, “yeterki aç kalmayayım” (more…)

İnsani, sosyal değerlere değil paraya, güce önem veren bir toplum olduk. O paranın nasıl kazanıldığı, o konumun, o ünün nasıl elde edildiği artık neredeyse kimseyi ilgilendirmiyor. ” Komşuda pişer, bizede düşer” zihniyeti kafalara yerleşmiş birkere. Nasrettin hoca misali “ye kürküm ye” devrindeyiz artık, ama yiyemeyenler kimsenin umrunda değil.

Millet olarak yozlaşmamızı uzaktan seyrediyoruz sadece. İzlemekten öte; onu geliştirmek için elimizden geleni yapıyoruz. Yozlaşmaya katılırkende gelecek kaygısı duyuyor, çocuklarımız için, yeni nesil için endişe duyuyoruz. Manevi ve ahlaki değerlerimiz bir bir yok oluyor; yine seyirci kalıyoruz sadece. En büyük seyir alanımızda yer alan AKP için ise; oylar, bu kargaşa halinde yükselmeye devam ediyor.

Tüm bu yozlaşmanın en önemli sorumlusu olan medya ise hiç birşey yapmamaya, kültürel çöplüğü oluşturan sonradan görme zengin bir kesimin, sözde parlak ve şaşaalı yaşamını ballandıra ballandıra gözler önüne sermeye devam ediyor. (more…)

Son günlerin diyemiyeceğim, uzun yıllardır hatta kendimi bildim bileli bitmeyen tartışmanın adı,” türban.” Bu konuda bir yazı yazabileceğimi bile düşünmezdim, zira son derece saçma bir konu olduğunu düşünüyorum. Neden saçma? Çünkü; insanların din, dil, ırk gibi özgürlüklerini ifade şekillerinde baskı yaratılıyor olması, üstelik bunun bir siyaset aracı olarak kullanılmasından daha saçma ne olabilirki. Aslında içimden geçen bırakın üniversitelere rahatlıkla türbanlarıyla girsinler, demek geçiyor. Ama bunun siyasi bir kaygının ötesinde birşey olmadığını biliyorum. Siyasi kaygı taşımayan insanların türban sıkıntısı yok ki! Sıkıntı varmış gibi gösterenlerinde türbanla alakası yok. Tanıdığım pek çok türbanlı şu an üniversiteden mezun olmuş ve iş hayatına atılmış, son derecede başarılı olarak hayatlarına devam etmekte. Şimdi; hükümetin, askerin, rektörlerin ve halkın dilinde sakız olan zavallı türbana sorsanız, o bile “yeter artık, insaf beni rahat bırakın” derdi. Haksız mı yani? Gerçekten yeter bıktık artık. Daha önemli sorunlarımız yok mu sanki? Ya benim alimin, akrabalarımın yüzde 90′ı hatta fazlası kapalı ve ben hiç onların ağzından böyle bir sıkıntı duyadım. ” Delinin biri kuyuya taş atmış” hesabı biri türbanda sıkıntı var dedi herkes ayaklandı. Bırakın bunlarıda siz başka şeylerden bahsedin. Ekonomiden bahsedin mesela. Bu gün YTL tarihinin en değerli anını yaşıyor ama, biz buna sevinemiyoruz bile. İhracatçı kan ağlıyor, esnaf kara kara düşünüyor sonumuz ne olacak, halk sofrasına ekmek götürmenin her geçen gün daha zorlaştığından şikayetçi ama, hayır bizim çözmemiz gerek türban sorunumuz var. Terör her geçen gün biraz daha fazla kendini hissettiriyor ama, bizim türban sorunumuz var. Birliğimiz bütünlüğümüz tehlikede ama, bizim türban sorunumuz var. Kürtler, kürtçe eğitim istiyor; “milletin dili” değsin diyor, bir Kuzey Irak modeli çizilmeye çalışılıyor ama, bizim türban sorunumuz var. Neredeyse unuttuk; örf, adet, gelenek ve göreneklerimizi. Laik bir ülkede yaşadığımızı da unutmak üzreyiz. “Ilımlı islam ülkesi Malezya ya benzermiyiz acaba?” sorusu herkesin beynini meşgul ediyor ama, kimse kalkıpta türbanın anayasada neden var olması gerektiğini sormuyor. Evet evet bizim türban sorunumuz var!

Türban serbest olsun ya da olmasın, bu çokta önemli değil bence. sonuçta başını örtmek isteyen örter, istemeyen örtmez. Bu Cumhuriyet’in kuruluşundan beri böyle, bundan sonrada böyle devam edecek. Kimse zorla annesinin başındaki örtüyü çıkarmaya çalışmıyor sanırım. Ya da zorla kız kardeşine örtürmeye de çalışmıyor. Kişiler kendi tercihlerini kendileri yapar. Aile baskısı yüzünden türban takmak zorunda olanla, rektör baskısı yüzünden türbanını çıkaran da aynı kaderi paylaşıyor okadar.

Hz. Mevlana ne güzel söylemiş; “Nice elbiseler gördüm içlerinde insan yok, nice insanlar gördüm üstlerinde elbiseler yok.” Doğru söze ne hacet. Mühim olan elbisenin içindeki insan olsa gerek, dışından kime ne?