Arşiv‘ aşk ’

13 Ocak 2008

Bir kaç haftadır oldukça meşgulum ve bu yüzden yazılarıma ara vermiştim. Yaklaşık 48 saattir hiç uyumadım, dahası halada uyumaya niyetim yok. Sanırım birazda dırdır (İlginç bir kelime olduğunu belirtmem lazım)   etmek geliyor içimden(!)

Dırdır diyince  bilirsiniz, bizim cinsin üzerine yoktur bu konuda(!) Bazen gerekli midir? Evet! Özellikle erkeklerin beyinleri bazen şişirilmeli midir? Kesinlikle evet? Yazılarımda uzak durmaya çalışsamda, dırdır etmek istediğim konu aşk- meşk!

Avrupa Yakası’nın komik adamı Burhan, ( Engin Günaydın) TEB’in yeni reklam kampanyası, ödemelere mola verenilen kredilerini tanırken; TEB’de uygulanan molanın,  hayatın diğer alanlarında neden uygulanamadığını sorgulayarak, heryerde mola verme peşine düştü. Havadayken uçağın, yoğun yağmurda yağmurun  mola vermesini isteyen Burhan’ın en ilginç mola isteği sevgilisine oldu. “Aşkımıza mola verelim mi?”

Aşkta mola olur mu peki? Aslında var! Varda bunu Burhan gibi dürüstçe dile getirecek adam yok! Birbirinden zamanla sıkılan çiftler; giderek uzaklaşmaya başlar, derken görüşme sıklığı azalır, telefonlar susar. Bir taraf ne olduğunu anlamaya çalışırken, diğer taraf kendince mola vermiştir, zira; yapması gereken daha önemli işler, belki de o an için dikkatini çeken başka biri vardır. Partnerine ” mola verelim” demek yerine; kendince sorunları çözmek için zaman  kazanmaya çalışmaktadır. Oysa dürüstçe ifade edilmiş olsaydı, belkide her iki taraf içinde bu mola olumlu sonuçlar doğurabilirdi. Daima tersi gerçekleştiği için, bir taraf ??? işaretleri ile; mazoşist, diğer taraf !!! işaretleri ile; egoist durumdadır.

Evet aşkta mutlaka mola olmalı! Mola sonunda; sahaya çıkmak istemeyen tarafta, bunu mutlaka adam gibi ortaya çıkıp söylemeli! Aşkı hem çok güzel, hem berbat bir duygu haline getiren duygularını dürürstçe ifade edemeyenler değil midir?

Mola bitti aşka devam (!)

31 Aralık 2007

Uzun yıllar sonra ilk defa bir Türk filmi için, sinemaya gittim. Elbette çok merak ettiğim ya da ilgilendiğim için değil, tamamen biricik arkadaşım Mine’nin Kenan İmirzalıoğlu hayranlığı ile sürüklenmemden kaynaklandı. :) Hazır filmi izlemişken, henüz izlememiş olanlara bir fikir vermek istedim.

Filmin oyuncu kadrosunu saymama gerek yok, zira ; afişleri heryerde mevcut, televizyonlar bangır bangır yani meraklısı zaten biliyor. Afiş ve görsel tasarım kampanyasını ise Kill Bill, Kingdom of Heaven, Cold Mountain gibi Hollywood prodüksiyonlarının tasarımlarını yapan ödüllü tasarımcı Emrah Yücel yürüttü.  Filmin müziklerini;Tutku: Hz. İsa’nın Çilesi, “The Island/Adave “he Recruit/Çaylak”gibi ünlü filmlerin müziklerinde imzası olan besteci Benjamin Walken Beladi hazırladı. Buraya kadar herşey mükemmel çünkü; ekip mükemmel. Zaten oyuncu kadrosuna diyecek hiç bir lafım olamaz, Şener Şen’in olması bile başlı başına yeterli. Erkekler için söyliyeyim; Aslı Tandoğan’ın güzelliği, benim bile başımı döndürdü, dövmeleri için bile görülmeye değer.

Kısaca konusundan bahsedeyim: Ali Osman meşhur bir kabadayıdır, eski günlerine veda etmiştir. Beklenmedik bir anda yıllardır görmediği ve aşık olduğu kadının izini bulur ve bir oğlu olduğunu öğrenir. Ali Osman bir çeşit bunama hastalığına yakalanmıştır. Oğlu Murat (İsmail Hacıoğlu) ve sevgilisi Karaca ( (Aslı Tandoğan) Dudaktan Kalbe Filminde oynuyor.) ,bir barda çalışırlar. Karaca’ya yıllardır aşık olan mafya üyesi Devran ( Kenan İmirzalıoğlu) ise Karaca’yı geri alabilmek için her şeyi göze almıştır. Ali Osman’ın artık tek amacı oğlu Murat ve sevgilisi Karaca’yı korumaktır. Kenan İmirzalıoğlu, nasıl söylenir? Biraz karizmayı çizdirmiş bir rol oynamış olsa bile,  bana göre rolünün hakkını verdi. Şener Şen’i Ve özellikle Rasim Öztekin’i çok başarılı buldum. Filmde tek eksik bana göre; senaryonun kadroya göre zayıf kalması.

Filmde; aksiyon görmeyi düşünenler, bunu pek beklemese iyi olur. Daha çok dostluk, vefa ve aşk kavramlarının ön plana çıktığını görecekler.

Film için çok yoğun bir talep olduğunu sanmıyorum, en azından ben gittiğimde kalabalık olduğunu söyleyemem. Koskoca salonda; ben ve arkadaşım hariç, altı kişi daha vardı. Açıkçası; “Kabadayı” yerine, “Beyaz Melek”e gitmiş olsaydım daha çok keyif alırdım. Filmi; eski sevgilimle aynı salonda izlemek dışında, çarpıcı bir yanı olmadı.

14 Aralık 2007

Şu kimlik bilgileri denen şey ne kadar değerliymişde habermiz yokmuş! Özellikle sanal alemde kimlik bilgilerinin gizlenmesi konusunda sık sık uzmanların uyarılar yapmaları bile, bu değeri anlamamıza yardımcı olmuyor olsa gerek ki; uzmanlar şimdi de, siber sevgiliye dikkat çekiyorlar !

Bu siber sevgili nedir? Ne yer, ne içer? Nerede yaşar? Zengin mi, fakir mi?  Ne yapar? Ah ah merak buya; sanal alemde arkadaş ve ya sevgili bulmak arzusu ile yanıp tutuşanların, sık sık uğrak yeri yaptığı arkadaşlık siteleri ve chat sitelerinin ne tür tehlikelere gebe olduğunu bilmeden, meraklarını gidermeye çalışanlarla dolu olduğunu görmek insanı baya düşündürüyor.

  • Siber sevgili nedir sorusunun cevabı: Program.
  • Ne yer, ne içer sorusuna cevap: Belki de hiç, kendisi tamamen yapaydır.
  • Nerede yaşar: Rusya
  • Zengin mi, fakir mi: Oldukça fazla kişiye ait kimlik bilgileri var, şimdi fakir ama, yakında çok zengin olacak (!)
  • Ne yapar :Her türlü soruya uygun yanıtlar verebilir, hatta sizi kendi kişisel sayfasına yönlendirip, muhabbeti koyulaştırır.  Yönlendiğiniz sayfanın  zararlı yazılımlarını bilgisayarınıza aktarmayı başarır.

     Aynı anda sizi ve 10 kişiyide idare edebilen program, siber sevgili edinmek isteyen maceraperestlere; “sevgililer günü hediyeni nereye göndermemi istersin?” şeklinde sorular sorup, çeşitli jestlerden etkilenen kişinin  kısa sürede kimlik bilgilerini  alabiliyor. ( Var mı böyle salaklar?)

Şimdilik endişe etmenize gerek yok! Henüz  sadece Rusya’da kullanılıyor ama, bu demek değil ki; yakında Türk sibercilerin karşısına çıkmayacak. Benden söylemesi; özellikle güzel Rus kadınları ile başı dönen erkekler, dikkat !

16 Mayıs 2007

kalp-resmi151.jpgseviyorsunuz yada aşıkmısınız emin değilsiniz işte şurada duygularınızı değerlendirebileceğiniz bir aşk testi mevcut. bakın bakalım aşıkmısınız :D