Arşiv‘ bilim ’

7 Kasım 2008

“Bir varmış, bir yokmuş ….. Onlar erdi muradına, biz çıkalım kerevetine!” Bütün masalların başı ve sonu böyledir. Onları masal yapan, var ve yok, mutlulukla biten son olmaları. Çocuklar bilirler; masallar gerçek değil, ama anlatılmak istenen temaları gerçektir. Çocukla, yetişkini birbirinden farklı kılan da budur belki! Yetişkinler, masalların gerçek hayatta olabileceğine inanmaz, “hayal ürünü, zırvalıklar” olarak görürler. Yetişkinler için bunlar, sakıncalı hayallerdir! Sonu mutlu biten bir hayal ancak, çocukların kurabileceği hayallerdir.

Gerçek hayatta bir “iyilik perisi” yoktur, ama çocuklar o iyilik perisinin gerçek olduğuna inanır çünkü; “iyilik perileri” sadece iyi insanları korur, iyi olmayı başaran her çocuğun bir perisi mutlaka vardır. Hayallerinde özgürdür onlar; “Süpermen” gibi uçamayacaklarını bilirler, ama “Süpermen”in insanlığı kurtarmak için yaratılan bir karakter olduğunu ve çocuk dünyalarında, ihtiyacı olan insanlar için özgürce uçabileceklerini hayal edebilirler. Yetişkinler, saçmalığından dolayı değil, özgür olmaktan korktukları için bunu hayal edemezler. (more…)

7 Kasım 2008

“…erkeğin elinin kiri!” Bu cümlenin  hangi durumlarda kullanıldığını biliyorsunuzdur. Şimdi söyleyeceklerimle bunun bir ilgisi yok; “elinin kiri” yıkar geçer olayı aslında başka bir konuyu işaret ediyormuş, ben de yeni öğrendim.

Genellikle, erkek ve kadın ilişkilerinde; aldatma üzerine ince bir espiridir bu! Cidden aldatan erkek, kolaylıkla o damgadan sıyrılır ve temizlenir. Kadın ise, ömrü boyunca o kirle yaşamaya devam eder, bir türlü temizlenemez. Bunun bir DNA sorunu olduğunu söylesem ne dersiniz? Aslında bunu ben değil bilim adamları söylüyor. Şimdi bu haberden sonra erkekler daha bir böbürlenme havasına girebilir, ama başta da dediğim gibi; konumuzun ilişkilerle bir alakası yok. Konumuz gerçekten tamemen temizlik ve bakteri kolonileri. (more…)

Yalnızlık mı çekiyorsunuz? Bu haberden sonra yalnızlık kavramınızın değişeceğine eminim. Zira kainatta ondan yalnız bir canlı daha yok! Üstelik 60 derece sıcaklıkta, yalnızlığıyla başa çıkmaya çalışıyor.

Elbette haberimizin detayı yine bilim dünyasından; Güney Afrika’da yeraltında, yapayalnız yaşayan bir bakteriden bahsediyorum. Bilim adamları adını “Desulforudis audaxviator” yani, cesur seyyah koydular.

Cesur seyyah, yeryüzünden 2,8 kilometre derinde, karanlıkta, başka yaşam türlerinden tümüyle tecrit edilmiş halde ve 60 derece sıcaklıkta yaşıyor. Bilimadamları “bulunan tek bir biyolojik türden oluşan yegane ekosistem” olduğunu söylüyor. Bu, diğer gezegenlerde yaşam (more…)

3 Ekim 2008

“Gün gelecek insanlar doğa ortasında, doğadan kopuk yaşayacaklar ve normal ulaşımlarını bile iletim araçlarıyla sağlıyacaklar.” Hayal sınırlarınızı ne kadar zorlayabilirsiniz ki? Bilinmeyenin ötesine geçebilir misiniz?

Belki yakın değil, ama uzak gelecek için; teknoloji, bilim ve bilimsel araştırmalar ışığında olası muhtemel pek çok hikaye, senaryo ve romanlar yazılmış, bunların pek çoğu meraklıları için sinemaya uyarlanarak, uzay gemisi, yaratık, robot, tablo, ütopik kent kurguları ile görsel hale getirilmiştir.

Bilim ve bilimkurgu severleri birleştirmek ve bilimkurguyu sevdirmek, amatör genç ruhları bulup, ortaya çıkarmak için; 1976 Yılın’da yayınlanmaya başlayan  X Bilinmeyen Bilim Kurgu Dergisi,  (more…)

7 Şubat 2008

Şu bluetooth denen teknoloji sayesinde; masaüstü ve dizüstü bilgisayarlar ile cep telefonları, avuç içi bilgisayarlar, yazıcılar, dijital fotoğraf makinaları klavyeler ve hatta bir fare arasında kısa mesafeli kablosuz bağlantı sağlayabilirsiniz. Elbette sınırları zorlayan pek çok teknoloji aleti içinde kullanılabilir.

Henüz bluetooth hayatımızda yokken, bir gün kablosuz yaşamla tanışıp, kabloları kenara atacağımızı düşünmemiştik. Bu teknoloji harikasını hayatımıza sokanlara teşekkürler!
Şimdi oturup size bluetoothun nimetlerinden bahsedeceğimi sanıyorsanız, yanılıyorsunuz. Hayatımızı kolaylaştırıyor o ayrı. Yine her zaman olduğu gibi benim derdim başka :) Şöyle ki :

Bluetooth, insan beyninde kullanılabilir mi ? diye bir merak içerisindeyim (!) Bazen konuşmak zannedilenden de zor oluyor malum. Tek kelime bile etmek içimizden gelmese bile; karşı tarafa ayıp olmasın diye, hele hele o anlarda özenle kelimeleri seçmek ve konuşmak zorunda kalırız. Benim buna itirazım var! Hani diyorum keşke insan beynine entegre olabilen bir alet icat edilse ve bluetooth aracılığı ile, kendimizi yormadan o an da karşı tarafa kelimeleri aktarabilsek(!)

Buradan bilim adamlarına sesleniyorum; lütfen bu konu hakkında biraz çalışsınlar ve mümkünse icat etsinler. Gerçekten ne diyeceğimi bilemediğim anlarda ya da demek istemediğim anlarda, illa ki bir cevap gerekiyorsa, iki, üç kelime demek isterdim; - bluetooth bağlantını aç! - sonrasında gelsin cevaplar (!) Tamam kabul ediyorum, biraz bilim- kurguvari oldu ama, düşünsenize sizcede bluetoothlu iletişim hoş olmaz mıydı?