Ben sen gibi olduktan sonra, ben olmamım anlamı yok! Böyle bir atasözü var mıydı? Bilmiyorum, ama yoksa da hislerime tercuman olduğu için uyduruverdim.
Çekirdekten başlayıp; önce ailesel baskı, çevresel baskı, toplumsal baskı, bireysel baskı, işte baskı, sıralama okadar uzun ki saymakla bitmez… Peki neden? Herbiri kendi değer yargılarını, kendi düşünce ve yaptırımlarını zorla bir başkasına adapte etme uğruna, elitik bir dikta stratejisi izleyerek kabullendirmeye çalışıyor. Peki bireyin tek başına karar verme yetisi yok mu?
Baskılardan bir veya birkaçını ekarte edebilirsiniz, ama mutlaka baskı uygulamaya devam eden birileri gelip hayatınızı, sizin adınıza yönlendirebileceği konusunda sizi ikna etmeye çalışır. Sizin fikirlerinizin, duygu ve düşüncelerinizin bir anlamı yoktur. Bazen en yakınınızda olduğunu zannettiğiniz kişi bile, sizin düşünme yetisinden yoksun olduğunuzu; ” ama bak sen farkında değilsin, ama bak senin iyiliğin için, ama bak seni sevmesem..” gibi artık gerçekten klişe olmuş cümlelerle yüzünüze vurmaya devam eder.






