Arşiv‘ gençlik ’

Son zamanlarda, bende iyice endişe haline gelen bir sorunu paylaşmak istiyorum. Son 10 yıldır, dilimize dolanan bir “kuşak çatışması” sözü var. Ve sanırım 10 yılda bir,  kuşak yenileniyor. Tamam, 10 yılda bir kuşağın yenilenmesine sözüm yok,  çünkü bu doğal bir şey, ama şimdiki yeni nesil gençlik denilen şeyi gördükçe, geleceğe dair umut ışıklarım sönüyor.

Hepimiz toplu taşıma araçlarına binmişizdir. Hayatımızda günlük eğlence yerlerine, kafelere, halka açık yerlere gitmişizdir. Disko ve barlardan bahsetmiyorum bile! Özellikle genç erkeklerin giyimleriyle, sözüm ona tarz ve imaj dedikleri saç yapılarıyla, konuşma şekilleriyle ve benim kafamda bunların aklı sadece belden aşağılarına çalışıyor, demekten başka bir fikir getirmeyen davranışlarına. bende bir anne olarak; acaba çocuklarım (şu an çok küçükler) büyüyünce bütün nasihatlerime, yaşam tarzımdaki örneğime ve hayata bakış açıma rağmen böylemi olacaklar? Diye düşünmekten kendimi alıkoyamıyorum. Bir” ergenlik zamanıdır” diye, tutturup gidiyoruz . (more…)

Anlamak imkansız! Hayat yolu meşakkatli, ama zannettiğimizden daha kısa. Bir gün bir köşe başında, bir gün yol ortasında, hastane köşesinde ya da uykuda ansızın yolculuk sona eriyor.

Ölüm her yaşta, geride kalan için acı demek, türü ne olursa olsun. Yine de öyle zamansız duran kalpler var ki yakınlık ya da uzaklık derecesi ne olursa olsun oldukça derinden etkiliyor.

Son zamanlarda eskiden hiç olmadığım kadar iyimser bakmaya çalışıyorum olaylara. Canımızı acıtan ne olursa olsun, sıyırıp atmanın, ondan kurtulmanın kendi elimizde olduğunu bilmek yetiyor sanırım. Çünkü hayat yaraya neşter atmaya değmeyecek kadar kısa! (more…)

Bu gün Hürriyet Gatesi’ni okuyanlar, muhtemel şu balığı görmüşlerdir, 95 yaşında ki kadına tecavüz. Detaylarını okumaya bile gerek yok, sadece başlığı bile insanın tüylerini diken diken etmeye yetiyor. Hangi özürlü bir beyin böyle birşeye yeltenir ki ? Son zamanlarda sık sık karşımıza çıkan bu haberler ve aktörlerine bakınca nedense hep yeni nesil gençliği görüyoruz. Kurban olarak seçilen yaşlı kadınları, önce para için koparmak için zorlayan, ardından “param yok”  Üstelicevabını alan bu sapık zihniyetler, istediklerini alamayınca kemer çözmeyi alışkanlık haline getirmişler. Gasp ve hırsızlığında eskiden bir adabı vardı. Çok matah bişey değil ama, yinede amaç sadece çalmak çırpmaktı. Şimdi ne olduda bu gençlerin bu kadar gözü döndü anlamak çok zor. Üstelik savunmasız ve artık gücü olmayan yaşlı bir kadına tecavüz edecek kadar nasıl gözü döner bir insanın ? Nasıl bir ülkede yaşıyoruz, yediğimiz ekmek de, içtiğimiz su da sapık olmaya iten birşeyler mi var, bunun suçlusu kim? Nasıl mücadele edilir bunlarla anlamak zor. İnsanı çileden çıkaran,isyan ettiren bir durum.

                Daha henüz bir kaç ay önce, 1,5 yaşında bir bebeğe yapılan tecavüz olayın da hepimiz birden lanet etmedik mi bu zihniyete, şimdi nasıl olurda tonton bir ninenin aynı duruma maruz kalmasına isyan etmeyiz. Sokaklar tehlikeli, evimiz güvenli sanıyorduk ama, artık hiç biryerin güvenli olmadığını öğrendik. Gençlik, kemerine sahip çıkamaz oldu! Peki onların anne, babalarının ne suçu var, bu utanca ortak oluyorlar ? Yapılan bir araştırma türkiye de tecavüz vakalarında sadece 200 den birtanesinin kanıtlandığını ortaya çıkarıyor. Oysa kamuda bile adı duyulmamış okadar çok tecavüz vakası var ki,  pek çoğu; korktuğu ya da utandığı için bunu dile bile getiremiyor. Getirse bile bir süre sonra olanlar unutuluyor ve yine kulaklar tıkanıyor, gözler kapatılıyor. Eğer tecavüze uğrayan bir genç kız ise ve ailesi tarafından dışlanmış durum da ise de malesef fahişe oluyor.

        Ne yapmak gerek, bu gerçeği engellemenin bir yolu yok mu acaba? Hayatın merkezi cinsellikle mi sınırlı kaldı?

deneme19mayis.jpg 

19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramınız Kutlu olsun !!!

günün anısına Ulu Önderle ilgili bir şiir paylaşmak istiyorum

Yaşatıyor musun, devrimlerimi,
Götürebiliyor musun yeni çağlara,
Yazıyı, kılığı,
hür düşünceyi
Örnek ediyor musun uluslara?
Atabiliyor musun zihinlerden
Softalık, gerilik, tüm karanlığı?
Adın var mı en yeni buluşlarda?
Köye sokabildin mi aydınlığı?
Sevebiliyor musun düşmanını?
Bolluk mu bir uçtan bir uca vatan?
Derim ki, yolumda yürüyorsunuz
Büyüğünden küçüğüne, o zaman.

Halim YAĞCIOĞLU

(Atatürk Şiirleri, 1981)