Arşiv‘ hayat ’

Microsoft’un düzenlediği ” yeni nesil pc tasarım” yarışmasının sonuçları şimdilik belli oldu. Tasarım vitrini ise, görülmeye değer. Yarışmanın birincisi, aynı zamanda 25.000$’ında sahibi olan, Allen Wong oldu.

25.000 $’lık ödülden sonra, sıra 2.500$’lık ödülün sahibini belirlemeye geldi. Next - Gen  PC Desining sitesinde halen devam eden oylama 15 Mart tarihinde sona eriyor. Gerçekten tasarımların her biri, birbirinden güzel ve karar vermek oldukça zor. Tasarımlara oy verebilir veya yorum yazabilirsiniz. Vitrinde yer alan tasarımların kısa tanıtımlarını incelemek isterseniz, şuraya göz atabilirsiniz.

Fotoğrafta yer alan PC, tasarımcısına 25.000$ kazandırdı. Bakınca mangala benzeyen bu tasarımın, hayatı nasıl kolaylaştıracağını ben pek anlamamış olsamda ( fikrimi sormadılar ya neyse …) Allen Wong ” Gelişen dünyanın bilişim ve bilgisayar eğitimi ihtiyaçlarını karşılayacak” diye düşünüyor ve bu tasarım için Kenya’da yaşadıklarının ilham verdiği söyleniyor..

Aslında pekte haksız sayılmaz. Özellikle Çin yemek çubukları ve Çin pazarı söz konusu olunca, oldukça zekice bir tasarım olduğu söylenebilir. 1.3 Milyarlık Çin halkı ve onların kendilerine özgü yemek tepsileri ve yemek çubukları göz önüne alınarak, zaten kullanımında hiç bir zorluk çekmedikleri Asyalı nesneler ile donatılmış bu PC,  1.3 Milyar Çinli için aşina oldukları bir tasarım oldu. Böylece; üç öğün yemek kadar zorunlu bir görsel ifade kullanılarak, önce Çinlilerin, dolayısı ile tüm Dünya’yı saracak pazarın kapısı açılmış oldu.

Çok zekice değil mi? Çin yemeği seviyorsanız, bu PC tam size göre :)

NASA’nın Mars’ta hayat izleri aramak üzere gönderdiği keşif aracı ilginç fotoğraflar kaydetmiş. Fotoğrafları inceleyen uzmanlar, sanki yürüyormuş ya da bir tepeciğe oturmuş gibi görülen bir “yaratık” tespit etti. Yaratığın bir tepeye tırmanıyormuş gibi oturduğu ve çıplak olduğu sanılıyor.

Yaratık muhtemelen Nasa aracını tanıyor olmalı ki (!)  haberde de ” gayet rahat pozisyonda” ifadesi kullanılmış. Fotoğraftaki bir kaya mı? Yoksa canlı bir yaratık mı? Bunu ilerleyen zaman gösterecek ama, eğer gerçekten bir yaratıksa ve  fotoğrafta gördüğümüz kadarı ile çıplaksa, Mars henüz tekstil piyasası ile tanışmamış demektir (!) Henüz uzmanlar konuya temkinli yaklaşıp, açık açık ” evet yaratık” demeseler bile; Nasa’nın bir gün orada çıplak bir aile ile karşılaşma olasılığı bana pek imkansız gibi gelmiyor (!)

Aslında benim merak ettiğim; Nasa’ya tekstili nasıl taşırız? Eğer işin içine Çinliler girerse baştan Dünya’da olduğu gibi, Mars’ta da piyasalar allak bullak olmuş demektir. Şimdiden ucuz ve kalitesiz mala alıştırmamak gerek sanırım. Adamlar neye elini atsa, o sektör alt-üst durumda. Geçenlerde bir haber bülteninde izlemiştim. Şu meşhur 2,500 $ lık Çin malı arabaları konu alıyordu. Henüz yedek parça ve servis açısından tam hazır olmadığı için piyasalar, Çin arabaları ile dolmadı ama, çok yakında 1 milyonculara bile düşer (!) merak etmeyin…

Nasa’nın bir an önce bir bildiri düzenleyip ; ” Çin malına hayır” yazısı ile Mars halkını uyarmasını öneriyorum (!)  Mars’a tekstili biz götürelim diyorum :)

14 Ocak 2008

Belki biraz mola verip, sizin için seçtiğim bu şarkıyı dinler ve şarkının sözlerinde bahsettiği gibi; hayatın ne kadar kısa olduğunu, üç gün sonra bitebileceğini yeniden anımsayıp, sevdiklerinize biraz daha sıkı kenetlenebilirsiniz, vakit çok geç olmadan!

13 Ocak 2008

Bir kaç haftadır oldukça meşgulum ve bu yüzden yazılarıma ara vermiştim. Yaklaşık 48 saattir hiç uyumadım, dahası halada uyumaya niyetim yok. Sanırım birazda dırdır (İlginç bir kelime olduğunu belirtmem lazım)   etmek geliyor içimden(!)

Dırdır diyince  bilirsiniz, bizim cinsin üzerine yoktur bu konuda(!) Bazen gerekli midir? Evet! Özellikle erkeklerin beyinleri bazen şişirilmeli midir? Kesinlikle evet? Yazılarımda uzak durmaya çalışsamda, dırdır etmek istediğim konu aşk- meşk!

Avrupa Yakası’nın komik adamı Burhan, ( Engin Günaydın) TEB’in yeni reklam kampanyası, ödemelere mola verenilen kredilerini tanırken; TEB’de uygulanan molanın,  hayatın diğer alanlarında neden uygulanamadığını sorgulayarak, heryerde mola verme peşine düştü. Havadayken uçağın, yoğun yağmurda yağmurun  mola vermesini isteyen Burhan’ın en ilginç mola isteği sevgilisine oldu. “Aşkımıza mola verelim mi?”

Aşkta mola olur mu peki? Aslında var! Varda bunu Burhan gibi dürüstçe dile getirecek adam yok! Birbirinden zamanla sıkılan çiftler; giderek uzaklaşmaya başlar, derken görüşme sıklığı azalır, telefonlar susar. Bir taraf ne olduğunu anlamaya çalışırken, diğer taraf kendince mola vermiştir, zira; yapması gereken daha önemli işler, belki de o an için dikkatini çeken başka biri vardır. Partnerine ” mola verelim” demek yerine; kendince sorunları çözmek için zaman  kazanmaya çalışmaktadır. Oysa dürüstçe ifade edilmiş olsaydı, belkide her iki taraf içinde bu mola olumlu sonuçlar doğurabilirdi. Daima tersi gerçekleştiği için, bir taraf ??? işaretleri ile; mazoşist, diğer taraf !!! işaretleri ile; egoist durumdadır.

Evet aşkta mutlaka mola olmalı! Mola sonunda; sahaya çıkmak istemeyen tarafta, bunu mutlaka adam gibi ortaya çıkıp söylemeli! Aşkı hem çok güzel, hem berbat bir duygu haline getiren duygularını dürürstçe ifade edemeyenler değil midir?

Mola bitti aşka devam (!)

Kadınlık sayısı; erkeğin bakış açısı ve puanlaması ile yükselirken, erkeklik sayısı; erkeğin yatağına attığı kadın ve hızla uzaklaşarak kaçtığı sayıyla yükseliyor.

Ataerkil bir millet olmamızdan olsa gerek ki; kadın hayata koca bir sıfırla başlarken, ekek cebinde, hanesine yazılmış 10 puanla başlamanın verdiği rahatlıkla, kendinden emin olarak toplumda ki yerini alır. toplumda  en üst seviyede yer alan erkek, böylece kadını değerlendirme hakkınıda elde etmiş olur.

Kadınlık sayısının artma yolları: Erkeğin gözünde kadınlık sayısını arttırmak için en başta iyi bir ev kadını, iyi bir eş, iyi bir anne, mutfakta iyi bir eş, yatakta ateşli ve itaatkar, kal dediğinde kalan, git dediğinde giden, hatta söylemeye gerek kalmadan gitmesi gerektiğini bilen kadın; kadınlık sayısı en yüksek olan kadındır. Tam tersi olan durumlarda, sayı daima sıfırda sabitlenmeye mahkumdur. Bütün bunları değerlendirirken; istisnaları ayrı tutmak ve tenzih etmek zorunda olduğumu hemen belirteyim. Nitekim bildiğiniz gibi; “istisnalar kaideyi bozmaz.”

Kadınlık sayısının, erkek egemenliğinde değerlendirilmesine karşılık, erkeklik sayısının da sadece erkeklerin tekelinde bulunması da elbette çok adilane bir yaklaşım değil. Hele hele bu kat sayının yükselmesi için pek bir yoğun çabanın harcanmıyor olması göz önünde tutulursa, ne denenli acımasız bir tablo olduğu daha net ortaya çıkıyor. Düşünsenize, sadece, muhabbete meze olsun diye, yattığınız kadın sayısını belirtmeniz ve pek tabi her defasında nasılda koşarak uzaklaştığınızı belirtmeniz yeterli. Kat sayının maksimuma ulaşmış olması ise; hızınızın artmış olması anlamına geliyor. Böylece muhabbete meze edilecek; erkeklik kat sayısı ve içerisinde yer alan kadın sayısı ile dinleyicilere “vay anasını” dedirtebilir, egonuzu biraz daha şımartabilirsiniz (!)

Bilimsel olarak baktığımızda da; kadınlarda var olan testosteronun, erkeklerde 30 kat fazla olduğunu görmek mümkün. Bu durumda da, bilim ne derse doğrudur.

Yıllardır tartışılan; kadın ve erkek eşitliği, kadının uğradığı haksızlıkları konu alan, Yılmaz Erdoğan’nın kaleminden, “Kadınlık bizde kalsın” romanı ve 500′ün üstünde, tiyatro sahnesine uyarlanan oyunu ile bu gerçeği gözler önüne sermiştir. Kitapta;Bir kadın niçin cinsiyet değiştirmek ister? Tarihte kadının rolü nedir? Hezarfen Ahmet Çelebi’nin uçuşunda karısının rolü neydi? Fatih Sultan Mehmet, İstanbul’u fethetmekten vazgeçtiğinde O’nu ikna eden kadın kimdi? Kadınlar da askere alınsa neler olur? Sevim Durdu, Hatice Taşan kimdir? İhsan Sabri Çağlayangil, Müzeyyen Senar ve Kayahan da örgüt üyeleri arasında mıdır? Sorularına yanıtlar bulmaya çalışılıyor. Belki o an için soruların yanıtlandığı düşünülsede, bunun kadınlık sayısı ya da erkeklik sayısına bir faydası olmamıştır.

Söylenecek son sözde bu olsa gerek, “Kadınlık Bizde Kalsın!”