Arşiv‘ ilişki ’

Lafa gelince  bir başkasına akıl vermekte üstümüze yokturda, söz konusu kendimiz olunca malesef o akıllar pek işe yaramaz.

Mantığımızın sürekli doğru seslerle bizi yönlenlendirmesine rağmen, o sese var gücümüzle kulaklarımızı tıkarız.

Yolunda gitmeyen bir ilişkisi mevcuttur ve bu ilişki her iki tarafada zarar verme noktasına varmıştır. Taraflar tam gaz ilerlerken; belki bilerek, belki de bilmeyerek birbirlerine hayatı dayanılmaz hale getirir. Sürekli ayrıl, barış konumunda ( eğer birde mazoşist duygular söz konu ise) sorunları belkide görmezden gelerek birbirlerini yıpratmaya devam ederler ( gün gelir boyumuz 1cm uzar ümidi ile) (more…)

bilinen adı ile 19 yüz yıldan beri tartışılan reenkarnasyon kavramı, günümüzde de hızından pek birşey kaybetmiş değil. Ülkemizde özellikle Hatay bbölgesinde sıkça telaffuz edildiği söyleniyor. Tabi ki genelleme yapamayız ama, nedense o bölge halkının bu kavramdan çok fazla etkilendikleri görülüyor.

Reenkarnasyonun özellikle Hint dinlerinde yer aldığını biliyoruz ki bu karma felsefesinin etkilerinden kaynaklanıyor.  Karma felsefesinin sonucu ortaya çıkan reenkarnasyona göre; insan ölür ve bir başka bedenle yeniden dünyaya gelir. İnanışa göre : “Ruh kendi derecesi içinde yüksek veya alçak olarak doğar. İnsan yaptıklarına göre hayvan, bitki, insan veya tanrı şeklinde doğar. (Buna göre insan kendi kaderinin mimarıdır.) Bu doğuş, bir sebep sonuç ilişkisi içinde gerçekleşir. Manevi ve ahlaki karşılık, yani yapılanların sonucu ruhun tenasuhu ile mümkün olur. Sonraki hayatta mutlu olmak, doğru harekete bağlıdır. Her şahıs, işlerinden sorumludur. Ölümden korkmaya gerek yoktur. Devamlı yeniden doğuşlarla insan, arzularına ulaşır, devamlı bir tatmin elde eder. O, tanrı Brahma’da yaşar.”

İnanışın temel kavramına baktığımızda ahiret kavramının olmadığını ve ölüp ölüp dirilmenin sık sık tekrarlanabiliyor olduğunu görümek mümkün. Yalnız bir mesele var ki; bahsedilen “başka bir bedende var olmak” kavramının içinde, beden aynı zamanda bitki, hayvan ve insan olarak tanımlanmış olmasına rağmen, hiç ” ben daha önce kurbağa olarak yaşamışım” diyen birinin  ya da ben bir ” kavak ağacıyım Gülhane Parkında”‘nın, reenkarnasyona inanan birinin dilinde ” ben bir kavak ağacıydım” olmaması. Kime sorsanız önceki yaşamında pek bir asilmiş. Yani bizim reenciler bir asil bir asil.

Ne yazık ki son zamanlarda ünlü, ünsüz pek çok kişi reenkarnasyon felsefesini televizyonlarda öylesine inanarak ve inandırmaya çalışarak ifade ediyorlar ki; içinde dini inanışımızda da bu felsefenin var olduğu olgusunu yansıtmaktan çekinmiyorlar. Neredeyse inanasım geldi. ( bende daha önce Hürrem Sultan olarak yaşamıştım (!) ) Anlıyacağınız hiç kaygılanmanıza gerek yok, zira şu an ki hayatınızdan memnun değilseniz, azıcık sabredin nasıl olsa ölüp başka bir bedenle yeniden dünyaya geldiğinizde daha iyi yaşamak için ne yapmanız gerektiğini şimdiden biliyorsunuz :P

Kafama takıldı; ben daha önce Hürrem Sultan isem, neden şu anda Osmanlıca konuşamıyorum? (!)