Belki biraz mola verip, sizin için seçtiğim bu şarkıyı dinler ve şarkının sözlerinde bahsettiği gibi; hayatın ne kadar kısa olduğunu, üç gün sonra bitebileceğini yeniden anımsayıp, sevdiklerinize biraz daha sıkı kenetlenebilirsiniz, vakit çok geç olmadan!
Arşiv‘ imeem ’
Eğlenilecek kızlar var
Evlenicek kızlar var
Kim bu bize soru sormadan adımızı koyup
Sınıf sınıf ayıranlar
…..
Hadi ordan hadi bize masal anlatma
Adalet istiyoruz aklını oynatma
Hazır ol isyan çıktı güzelim
Boşyere mercimeği fırına veripte kaynatma
Bu sözler Sezen Aksu’ya ait ve Emel Müftüoğlu’nun yorumu ile, “eğlenilecek kızlar, evlenilecek kızlar” tartışmasını yeniden başlattı.
Daha henüz genç kızlığa ilk adımdan itibaren, aileler kızlarına “evlenilecek kız” nasıl olunur ve eğlenilecek kızlar nasıl ayırd ediliri öğretmeye başlar. “Aman ha sakın eğlenilecek kız olma” telkinleride ihmal edilmez. Peki bu tartışma neden bu hale geldi acaba? Ya da bunu başlatan kim? Kadınları eğlenilecek, evlenilecek diye topluma yansıtan kim? Evlenilip, eğlenileceği belirleyen erkekler değil mi? Hangi kadın ” dur biraz eğleneyim” diye bir ilişkiye başlar ki? Bunu yapan erkekler. Kadınları iki sınıfa ayıran onlar.” Şunla eğleneyim, aman şunla da evlenirim ne olur?” diyen erkekler, malesef eğlendikleri kızın da bir başka erkek tarafından eğlence olarak görülmesine yol açmaktalar.
Erkeklere yüklenirken elbette genel olarak kanı bu demek yalnış. Şarkının sölerinde de yer aldığı gibi; hala bu devirde bile malesef bu kadar maço düşünen erkeklerden bahsediyoruz. Aslında olayın özü çok ince detaylarda saklı; erkekler ilişkilerine bakarken kendi aile yapılarını düşünerek hareket etmiş olsalardı, biz hala ” evlenilecek, eğlenilecek” kavramını tartışıyor olmazdık. Yinede bu tartışmada kızların hiç suçu yok diyemeyiz elbette. Onlar da istisna diyelim.
Şimdi gelin bu güzel şarkıyı, emel Müftüoğlu’nun yorumundan dinleyelim !
İlerle (more…)
Bazen bir melodi, bir şarkı sözü, bilmediğiniz bir müzik gelir tam ruhunuza dokunur ve işte bu dedirtir. tıpkı bu akşam bu şarkıyı defalarca dinlediğimde benim de ” budur” dediğim gibi. Ruhuma melodi, sessiz kent!
Şarkı sözlerine dikkat!
(more…)
Sevinçlerin ya da dertlerin bir sonu olmadığını sanırız ya hep, oysa her güzelin, her kötünün başlangıcı olduğu gibi sonuda vardır. Biz bunu sadece o sona geldiğimiz de anlarız. Gerçekleri göremeyiz, görmek istemeyiz. Boş dırdırlarla, boş kuruntularla birbirimizin ömrünü törpüler dururuz. Ancak gerçekten değer verdiğimiz ( verdiğimizi sandığımız) birinin artık hayatımız da olmadığını anladığımız da, nasıl da boşa törpülediğimizi farkederiz. Geride kalan sadece anılar, hatırlamak istediğin bölümüyle, duvarda asılı bir tablo gibi kalır. Birden içinden gelen melodiye kulak verirsin, aslında kulakların o melodiye ne kadar aşinadır, o an anlarsın.
İlhan İrem , öyle çok fazla medyada gözümüze çarpan bir sanatçı olmamasına rağmen, ciddi anlamda bir hayran kitlesine sahip (bunlardan biri de benim), sesiyle huzur veren, sözleriyle düşündüren, ender sanatçılardan biridir ( tabi bana göre). müziğine kendinizi verdiğiniz de ruhunuzun sakinleştiğini hissedersiniz. Henüz bunu hiç farketmediyseniz, şimdi bu müziğe kulak vermeniz yeterli. Anlamak o kadar zor mu?
Anlasana







