Arşiv‘ insan ’

Çok çabuk öfkelendiğim halde, aynı çabuklukla yatışabiliyor olmamı ve inanılmaz sabır timsali olarak affedici olmamı zaman zaman kendim bile yargılar durumdayım. Ama en azında kin duygusu taşımadığım için bunun iyi bir özellik olduğu kanaatindeyim. Yinede öfke kontrolüne ihtiyacım olduğunu itiraf etmem gerek!

İki hafta önce sıradan bir mobilya mağazasının önünden geçerken, yeni bir mobilya alma gereği hissettim. ( Buda kötü huylarımdan bir tanesi, vitrine bakıp beğenmiş olmam yeterli) sonuçta mağazadan içeri girip beğendiğim mobilyayı aldım. İstediğim renk henüz ellerinde mevcut olmadığı için teslimat konusunda bir hafta sonrası için anlaştık.

Bir hafta sonrasında, söz verildiği gibi teslimat gerçekleşmedi ama, bunun kasıtlı bir davranış olduğunu düşünmedim ve ertesi gün için yeniden söz aldım. (Bana söz veren tezgahtar başına geleceklerden habersizdi.) Tahmin edeceğiniz gibi ertesi gün yine teslimat gerçekleşmedi ve ben yeniden aradım. Mağaza müdürü kendisinin bu konuda söz vermediğini ve konudan habersiz olduğunu söyledi. Elbette habersiz değildi ve sözleşmeyi bizzat kendisiyle yapmış olduğumu unutmuş gibiydi. (more…)

Anlamak imkansız! Hayat yolu meşakkatli, ama zannettiğimizden daha kısa. Bir gün bir köşe başında, bir gün yol ortasında, hastane köşesinde ya da uykuda ansızın yolculuk sona eriyor.

Ölüm her yaşta, geride kalan için acı demek, türü ne olursa olsun. Yine de öyle zamansız duran kalpler var ki yakınlık ya da uzaklık derecesi ne olursa olsun oldukça derinden etkiliyor.

Son zamanlarda eskiden hiç olmadığım kadar iyimser bakmaya çalışıyorum olaylara. Canımızı acıtan ne olursa olsun, sıyırıp atmanın, ondan kurtulmanın kendi elimizde olduğunu bilmek yetiyor sanırım. Çünkü hayat yaraya neşter atmaya değmeyecek kadar kısa! (more…)

7 Şubat 2008

Şu bluetooth denen teknoloji sayesinde; masaüstü ve dizüstü bilgisayarlar ile cep telefonları, avuç içi bilgisayarlar, yazıcılar, dijital fotoğraf makinaları klavyeler ve hatta bir fare arasında kısa mesafeli kablosuz bağlantı sağlayabilirsiniz. Elbette sınırları zorlayan pek çok teknoloji aleti içinde kullanılabilir.

Henüz bluetooth hayatımızda yokken, bir gün kablosuz yaşamla tanışıp, kabloları kenara atacağımızı düşünmemiştik. Bu teknoloji harikasını hayatımıza sokanlara teşekkürler!
Şimdi oturup size bluetoothun nimetlerinden bahsedeceğimi sanıyorsanız, yanılıyorsunuz. Hayatımızı kolaylaştırıyor o ayrı. Yine her zaman olduğu gibi benim derdim başka :) Şöyle ki :

Bluetooth, insan beyninde kullanılabilir mi ? diye bir merak içerisindeyim (!) Bazen konuşmak zannedilenden de zor oluyor malum. Tek kelime bile etmek içimizden gelmese bile; karşı tarafa ayıp olmasın diye, hele hele o anlarda özenle kelimeleri seçmek ve konuşmak zorunda kalırız. Benim buna itirazım var! Hani diyorum keşke insan beynine entegre olabilen bir alet icat edilse ve bluetooth aracılığı ile, kendimizi yormadan o an da karşı tarafa kelimeleri aktarabilsek(!)

Buradan bilim adamlarına sesleniyorum; lütfen bu konu hakkında biraz çalışsınlar ve mümkünse icat etsinler. Gerçekten ne diyeceğimi bilemediğim anlarda ya da demek istemediğim anlarda, illa ki bir cevap gerekiyorsa, iki, üç kelime demek isterdim; - bluetooth bağlantını aç! - sonrasında gelsin cevaplar (!) Tamam kabul ediyorum, biraz bilim- kurguvari oldu ama, düşünsenize sizcede bluetoothlu iletişim hoş olmaz mıydı?

 
23 Ocak 2008

Aslında günler öncesinden ne yazacağıma karar vermiştim. Benim için çok önemliydi. Şimdi biraz önce vazgeçtim, yazacaklarımdan. JerenCe, Sadece Bir Günce ise önceden plan yapmaya gerek yok diye düşündüm.

Blog yazmaya karar verdiğimde; çok basit, sıradan şeyler düşünmüştüm. Sonra yapmak istediklerimle, blog dünyasının birbirinden çok farklı olduğunu gördüm, gördükçe de sevdim. Kimi zaman; aşırı gruplaşmalar sinirime dokunduysada, ben gitmek istediğim çizgiyi çoktan belirlemiştim.

Daha önce blog hakkında hiçbir fikrim yoktu aslında. Sevgili Halim, bana süpriz yapıp adıma bir domein almamış olsaydı, bir fikre sahip olacağımada zannetmiyorum. Eğer bir teşekkür gerekiyorsa; bu teşekkürün sahibi o. Daima kahrımı çektiği için, bana herşeyi öğrettiği için, desteğini hiç esirgemediği için ona, sonsuz teşekkürler. İyi ki varsın ve iyi ki orada biryerlerdesin!

Bir yıl boyunca hep içimden geldiği gibi; açık, samimi ve inatçı tutum sergilemeye çalıştım. Samimiyetime inananlar oldu, inanmayanlar oldu. Kimi zaman fikirlerimi desteklediniz, kimi zaman itiraz ettiniz. Bazıları erkek düşmanı ilan etti, bazıları geri kafalı. Daima inandığım şeylerin peşinden gittim ve bundan sonrada öyle olacak. Aslolan insandır, gerisi yalandır. Hiç bir zaman eleştirelerden kaçmadım, bundan sonrada kaçacak değilim. Her birey kendi yaptığından sorumludur ve ben kendi sorumluluklarımın farkındayım. Olaki hata yapmışımdır, doğruyu ifade edene saygı duyarım.

Umarım daha çok uzun seneler ben yine buradan dır dır etmeye devam ederim ve umarım siz hala bana destek vermek için oralarda biryerlerde olursunuz.  Beni yalnız bırakmayan tüm can dostlara teşekkürler.

Sürçi lisan ettiysem af ola!

Erkek cinsiyetini belirleyen Y kromozomunun giderek küçüldüğü ve 50 milyon yıl sonra Y kromozonu diye birşey kalmayacağını, zaten daha önce çeşitli basın organları tarafından duymuştuk. Bu durumda erkek neslinin tükenmekte olduğunu, belki de ileride numunelik olarak kalacaklarını herkes biliyor.

Çevre kirliliği ve stresin erkekleri olumsuz etkilediği ve bu nedenle kısırlığa neden olan faktörlerin oluşuğunu biliyoruz. Bildiğimiz etkenlerin dışında, daha etkili bir nedende erkeklerin daha hızlı evrim geçirmeleri. Tübitak’ın bilim ve Teknik Dergisi’inde yer alan makaleyi okuduğumda, erkeklerin daha hızlı evrim geçirdiklerini ve bunun nedenlerini daha iyi anlamış oldum. Açıkçası başlığı gördüğünüzde sizde benim gibi biraz şaşıracaksınız. Bu sefer herhangi bir muzurluk peşinde falan değilim. Tamamen bilimsel kaynaklara dayanan verileri yansıttığıma emin olabilirsiniz.

Makalede yer alan başlığın sahipleri, ( “Erkekler neden mi daha hızlı evrim geçiriyorlar? Çünkü daha basitler”) ABD Florida Üniversitesi Genetik Enstitüsü araştırmacılarına ait. Araştırmada; erkekler ve kadınların temelde aynı geni taşıdıkları halde, evrimsel açıdan erkeklerin neden daha hızlı olduğu sorusuna cevap bulmaya çalışan araştırmacılar, cevap olarak; erkeklerin daha basit olmalarını gösteriyor.

Araştırma meyvesinekleri üzerinde gerçekleştirmiş. Bunun sebebine gelince; meyvesineklerininde tıpkı insanda olduğu gibi dişilerin, hücrelerinde iki X, erkeklerinse bir X, bir de Y kromozomu içermeleri. Sanırım erkekleri bu konuda şansız kılan faktörde bu oluyor. Arafltırmacılardan Lauren McIntyre,“Dişilerde X kromozomlarından biri (anneden gelen) üzerinde taşınan baskın bir gen, aynı genin diğer X kromozomu (babadan gelen) üzerinde bulunan çekinik tipinin varlığını gizleyebilir.Erkeklerdeyse yalnızca anneden gelen tek bir X kromozomu bulunması, mekanizmayı ister istemez basit hale getiriyor.” diyerek konuyu kısaca özetlemiş oluyor.

Nesli tükenen varlıklar olarak; erkeklerin kendilerine daha iyi bakmaları, stres, yoğun iş temposu ve çevresel etkenlerden uzak durmalarını öneriyorum.

Kısacası erkekleri basitleştiren nedenleri incelemiş olduk. Tek X’inize iyi bakmanız dileğiyle…