Arşiv‘ kabadayı ’

31 Aralık 2007

Uzun yıllar sonra ilk defa bir Türk filmi için, sinemaya gittim. Elbette çok merak ettiğim ya da ilgilendiğim için değil, tamamen biricik arkadaşım Mine’nin Kenan İmirzalıoğlu hayranlığı ile sürüklenmemden kaynaklandı. :) Hazır filmi izlemişken, henüz izlememiş olanlara bir fikir vermek istedim.

Filmin oyuncu kadrosunu saymama gerek yok, zira ; afişleri heryerde mevcut, televizyonlar bangır bangır yani meraklısı zaten biliyor. Afiş ve görsel tasarım kampanyasını ise Kill Bill, Kingdom of Heaven, Cold Mountain gibi Hollywood prodüksiyonlarının tasarımlarını yapan ödüllü tasarımcı Emrah Yücel yürüttü.  Filmin müziklerini;Tutku: Hz. İsa’nın Çilesi, “The Island/Adave “he Recruit/Çaylak”gibi ünlü filmlerin müziklerinde imzası olan besteci Benjamin Walken Beladi hazırladı. Buraya kadar herşey mükemmel çünkü; ekip mükemmel. Zaten oyuncu kadrosuna diyecek hiç bir lafım olamaz, Şener Şen’in olması bile başlı başına yeterli. Erkekler için söyliyeyim; Aslı Tandoğan’ın güzelliği, benim bile başımı döndürdü, dövmeleri için bile görülmeye değer.

Kısaca konusundan bahsedeyim: Ali Osman meşhur bir kabadayıdır, eski günlerine veda etmiştir. Beklenmedik bir anda yıllardır görmediği ve aşık olduğu kadının izini bulur ve bir oğlu olduğunu öğrenir. Ali Osman bir çeşit bunama hastalığına yakalanmıştır. Oğlu Murat (İsmail Hacıoğlu) ve sevgilisi Karaca ( (Aslı Tandoğan) Dudaktan Kalbe Filminde oynuyor.) ,bir barda çalışırlar. Karaca’ya yıllardır aşık olan mafya üyesi Devran ( Kenan İmirzalıoğlu) ise Karaca’yı geri alabilmek için her şeyi göze almıştır. Ali Osman’ın artık tek amacı oğlu Murat ve sevgilisi Karaca’yı korumaktır. Kenan İmirzalıoğlu, nasıl söylenir? Biraz karizmayı çizdirmiş bir rol oynamış olsa bile,  bana göre rolünün hakkını verdi. Şener Şen’i Ve özellikle Rasim Öztekin’i çok başarılı buldum. Filmde tek eksik bana göre; senaryonun kadroya göre zayıf kalması.

Filmde; aksiyon görmeyi düşünenler, bunu pek beklemese iyi olur. Daha çok dostluk, vefa ve aşk kavramlarının ön plana çıktığını görecekler.

Film için çok yoğun bir talep olduğunu sanmıyorum, en azından ben gittiğimde kalabalık olduğunu söyleyemem. Koskoca salonda; ben ve arkadaşım hariç, altı kişi daha vardı. Açıkçası; “Kabadayı” yerine, “Beyaz Melek”e gitmiş olsaydım daha çok keyif alırdım. Filmi; eski sevgilimle aynı salonda izlemek dışında, çarpıcı bir yanı olmadı.