Sevinçlerin ya da dertlerin bir sonu olmadığını sanırız ya hep, oysa her güzelin, her kötünün başlangıcı olduğu gibi sonuda vardır. Biz bunu sadece o sona geldiğimiz de anlarız. Gerçekleri göremeyiz, görmek istemeyiz. Boş dırdırlarla, boş kuruntularla birbirimizin ömrünü törpüler dururuz. Ancak gerçekten değer verdiğimiz ( verdiğimizi sandığımız) birinin artık hayatımız da olmadığını anladığımız da, nasıl da boşa törpülediğimizi farkederiz. Geride kalan sadece anılar, hatırlamak istediğin bölümüyle, duvarda asılı bir tablo gibi kalır. Birden içinden gelen melodiye kulak verirsin, aslında kulakların o melodiye ne kadar aşinadır, o an anlarsın.
İlhan İrem , öyle çok fazla medyada gözümüze çarpan bir sanatçı olmamasına rağmen, ciddi anlamda bir hayran kitlesine sahip (bunlardan biri de benim), sesiyle huzur veren, sözleriyle düşündüren, ender sanatçılardan biridir ( tabi bana göre). müziğine kendinizi verdiğiniz de ruhunuzun sakinleştiğini hissedersiniz. Henüz bunu hiç farketmediyseniz, şimdi bu müziğe kulak vermeniz yeterli. Anlamak o kadar zor mu?
Anlasana







