Arşiv‘ paralel ’

Einstein’a göre; uzayın sonsuz olma ihtimali kesinlikle tartışılmalıydı.Elbette bir sonu olmalı ancak, sınırsız olma ihtimali var sayılabilirdi. Dünya’nın varoluşundan buyana evren ve evrenler arası bir yaşamın var olup olmadığı tartışılmaktadır. Sonsuz bir uzay boşluğunda mı, yoksa görünenin ötesinde başka birşey yok mu, bilim adamlarının kafasını meşgul edip durur. Einstein’in bu tezinnin yalnış olduğunu savunan Scientific, yayınlanan bir makalesinde şöyle bir cümle kullanmış; ”uzay nasıl sonsuz olmayabilir ki? Ondan ötesinde ne var o zaman? Sizin hiç aklınız yatıyor mu evrende bir noktadan sonra “Bundan ötesi yoktur, boşluğun kusuruna bakmayın” diye bir tabelayla karşılaşacağınız.” :)  Uzayda milyon kilometre, hatta milyar kilometre yol aldıktan sonra; böyle bir tabelayla karşılaşmayı hiç bir astronot istemezdi heralde (!)

Scientific’in yine aynı makalesinde dikkatimi çeken başka bir noktada; Scientific’in evrenlerin birbirine paralel olduğunu ve “yaklaşık 10 üzeri 10E28 m uzaklıktaki bir galakside bir ikiziniz bulunmaktadır ve siz şu anda bu yazıyı okurken o belki de bırakıp başka bir şey yapacaktır.” fikrini savunması oldu. Düşününce, fikir kulağa oldukça eğlenceli olarak geliyor. Başka bir Dünya ve o Dünya’da benden bir tane daha (!)  Henüz Mars’da yaşam var mı yok mu, olabilme ihtimali tartışılırken, 10E28 m uzaktaki bir galakside ki ikiz varlığından söz edebilmek, sizcede çok iddalı değil mi?

Zamanın birinde; galaksiler arası yolculuğa çıkan bir grup, karadeliği keşfetme ve ötesine geçme çabası ile, yolculuklarına “umuda yolculuk”  (ilgili yazıya bakınız)adını vermişler. Galaksiler arası renkli dünyayı keşfetmekti tek istekleri. Son onların düşündüğü gibi olmadı elbette ve sonunda büyük yolculuk sona erdi ve herşey karanlığa gömüldü. Yolculukları hüzünle başladı ve paralel dünyalarda Eylül’ü gördüler. Geçtikleri her gezegenin ikliminin ayrı ama, “havada ki hüzün, sessiz duvarlar ve yalnızlığın heryer de aynı” olduğunu gördüler.