Kadınlık sayısı; erkeğin bakış açısı ve puanlaması ile yükselirken, erkeklik sayısı; erkeğin yatağına attığı kadın ve hızla uzaklaşarak kaçtığı sayıyla yükseliyor.
Ataerkil bir millet olmamızdan olsa gerek ki; kadın hayata koca bir sıfırla başlarken, ekek cebinde, hanesine yazılmış 10 puanla başlamanın verdiği rahatlıkla, kendinden emin olarak toplumda ki yerini alır. toplumda en üst seviyede yer alan erkek, böylece kadını değerlendirme hakkınıda elde etmiş olur.
Kadınlık sayısının artma yolları: Erkeğin gözünde kadınlık sayısını arttırmak için en başta iyi bir ev kadını, iyi bir eş, iyi bir anne, mutfakta iyi bir eş, yatakta ateşli ve itaatkar, kal dediğinde kalan, git dediğinde giden, hatta söylemeye gerek kalmadan gitmesi gerektiğini bilen kadın; kadınlık sayısı en yüksek olan kadındır. Tam tersi olan durumlarda, sayı daima sıfırda sabitlenmeye mahkumdur. Bütün bunları değerlendirirken; istisnaları ayrı tutmak ve tenzih etmek zorunda olduğumu hemen belirteyim. Nitekim bildiğiniz gibi; “istisnalar kaideyi bozmaz.”
Kadınlık sayısının, erkek egemenliğinde değerlendirilmesine karşılık, erkeklik sayısının da sadece erkeklerin tekelinde bulunması da elbette çok adilane bir yaklaşım değil. Hele hele bu kat sayının yükselmesi için pek bir yoğun çabanın harcanmıyor olması göz önünde tutulursa, ne denenli acımasız bir tablo olduğu daha net ortaya çıkıyor. Düşünsenize, sadece, muhabbete meze olsun diye, yattığınız kadın sayısını belirtmeniz ve pek tabi her defasında nasılda koşarak uzaklaştığınızı belirtmeniz yeterli. Kat sayının maksimuma ulaşmış olması ise; hızınızın artmış olması anlamına geliyor. Böylece muhabbete meze edilecek; erkeklik kat sayısı ve içerisinde yer alan kadın sayısı ile dinleyicilere “vay anasını” dedirtebilir, egonuzu biraz daha şımartabilirsiniz (!)
Bilimsel olarak baktığımızda da; kadınlarda var olan testosteronun, erkeklerde 30 kat fazla olduğunu görmek mümkün. Bu durumda da, bilim ne derse doğrudur.
Yıllardır tartışılan; kadın ve erkek eşitliği, kadının uğradığı haksızlıkları konu alan, Yılmaz Erdoğan’nın kaleminden, “Kadınlık bizde kalsın” romanı ve 500′ün üstünde, tiyatro sahnesine uyarlanan oyunu ile bu gerçeği gözler önüne sermiştir. Kitapta;Bir kadın niçin cinsiyet değiştirmek ister? Tarihte kadının rolü nedir? Hezarfen Ahmet Çelebi’nin uçuşunda karısının rolü neydi? Fatih Sultan Mehmet, İstanbul’u fethetmekten vazgeçtiğinde O’nu ikna eden kadın kimdi? Kadınlar da askere alınsa neler olur? Sevim Durdu, Hatice Taşan kimdir? İhsan Sabri Çağlayangil, Müzeyyen Senar ve Kayahan da örgüt üyeleri arasında mıdır? Sorularına yanıtlar bulmaya çalışılıyor. Belki o an için soruların yanıtlandığı düşünülsede, bunun kadınlık sayısı ya da erkeklik sayısına bir faydası olmamıştır.
Söylenecek son sözde bu olsa gerek, “Kadınlık Bizde Kalsın!”







