Arşiv‘ toplum ’

Toplumun değer yargılarını anlamak bazen gerçekten zor oluyor. Örneğin; birlikte yaşamaya karar veren bir çift, toplum tarafından dışlanırken, aynı çiftin sadece dini nikah altında birlikte yaşamasında bir sakınca görülmüyor. Dini nikahın bağlayıcı bir etki sağladığını söylemek mümkün olmadığı gibi; toplumda bunun kabul gören bir eylem olmasını anlamakta mümkün değil.

Anayasanın 174. maddesinin ilk fıkrası ile koruma altına alınan 4. maddeye göre; “17 Şubat 1926 tarihli Türk Kanunu Medenîsi’yle kabul edilen evlenme akdinin evlendirme memurunun önünde yapılacağına dair medeni nikah esası ile aynı kanunun 10. maddesi hükmünü getirmiştir.” Yine, Aralık 2001’de kabul edilen yeni Medini Yasa’da “Evlenmenin, evlendirme memuru önünde yapılacağı ve evlenme kağıdı ibraz edilmeden dini merasim yapılamaz” (more…)

28 Kasım 2008

Birbirinden farklı milyonlarca karakterin barındığı bir ülke olsak da, bazen durup aynı pencereden bakmayı becerebilmemiz gerekir. Bunu yapabilmek için, önce  kendimizi eleştirebilelim ve rüyalarla değil, yaşadığımız ülkenin gerçekleri ile yüzleşelim. Düşsel bir Türkiye profili çizmeye çalışırken, atladığımız gerçekler içinde boğulduğumuzu ne zaman farkeceğiz?

İster -istemez; gündelik yaşantımızda toplumsal meselelere değinip, ülke ekonomisinin gidişatı hakkında fikirler üretmeye çalışırız. Bunu yaparken bir yandan toplum varlığını sorgularız diğer yandan ise, toplumda ki kendi varlığımızı. Sİyaset, çekirdek aileden başlayıp, toplumun her noktasında yaşanmaya devam ederken; siyasi düşünceleri besleyen kültür, eğitim ve ahlak olguları her birey için farklı şekillerde ortaya çıkar. (more…)

Bir ülke ki, uğruna yazılmış olan İstikllâl Marşı’nın ilk kelimesi “Korkma!” diye başlasın, ama hayatları boyunca o korku prangasını boyunlarında taşımaya mahkum edilsin. Korku ile susturulup, aynı korku ile vatanlarını terk eden bir halka sahip olsun. Bunu yaşayan tek dünya ülkesi bizimki olsa gerek.

Düşünmenin, düşündüklerini dile getirmenin yasak olduğu bir ülke de yaşıyor olmak, hele de ne olursa olsun o ülkeye aşık olmak, ama aşık olduğu için bile bundan korkmak kadar insanı aşağılayan başka bir duygu olabilir mi? Korkuyoruz, korkutuluyoruz… Bu ülkede hayal kurmanın bile bir cezası olacağından korkarak, hayallerimizi erteliyoruz. Bilerek, isteyerek korkak bir toplum olmamıza göz yumuyorlar. Peki bu kimin, neden işine gelsin, kime çıkar sağlasın ki? (more…)

Milenyumun gelişi kutlanıyordu, gökyüzü havai fişeklerin ışıltılarıyla aydınlanıyor, çoşku Dünya’nın bir ucundan, diğer ucuna kadar yansıyordu. Milenyum, beklentilerin en büyüğü, Dünya ve insanlık adına olağanüstü güzel bir gelecek vadediyor. Keşfedilmeyen gezegen kalmayacak, gezegenler arası ticaret faaliyetleri başlayacak, uzaylı dostlarımız bize büyülü dünyalarının kapılarını açacak. Bütün bu hayalerle Milenyuma girerken; birileri hayallare dalmış, gaflete düşmüş, ışıltılardan gözleri kamaşmış insanlar için, sessiz sessiz bir süpriz hazırlıyordu. Kendilerini sım sıkı saran o gafletten asla uyandırmama süprizi… Öyle birşey yapılmalıydı ki; etkisi hiç geçmeden, tüm insanlığı aynı anda sarmalıydı ve yaptılar; içme sularına, beyin öldürücü kattılar. Yavaş yavaş ölmesine izin verdiler. Başardılar da! (more…)

Dünyada 1 milyon çocuğun seks ticareti için kullanıldığını, yine milyonlarca çocuğun askeri çatışmaların ortasında olduğunu, sokaklarda para için dilendirilip, çalışmaya zorlandıklarını ve kimsesizliğe terk edildiklerini anımsayınca; doğal olarak hiç haberimiz olmayan ÇHG’nün sadece sosyete de kutlandığını söylemekle hata yapmış olmam sanırım…
1989 yılında onaylanan Çocuk Hakları Sözleşmesi (ÇHS) tarihte en geniş kabul gören insan hakları belgesi olarak, Birleşmiş Milletler üyesi 191 ülke tarafından onaylanmıştır. Türkiye ise, bu sözleşmeye 1995’te imza atmış. ÇHS ile çocuk haklarının korunması amaçlanmış ve taraf devletlerin sözleşme maddelerine uyma gereği hükme bağlanmıştır. Sözleşmenin maddelerini okuyunca sizler de benim gibi şaşıracaksınız, zira hangi gezegenden bahsedildiğini ben pek anlamış değilim. (more…)