Arşiv‘ uyku ’

17 Ekim 2008

zayıflama teknikleri

Siz de her Pazartesi diyete başlayanlardan mısınız? Genellikle durum budur ve hafta sonuna kadar bu diyet sürmez bile. Bu diyetlerin bir sonu gelmiyorsa veya okadar aç kalmanıza rağmen, hala incecik kızlara imrenerek bakıyorsanız, bu işte bir yanlışlık var demektir.

Şişman olmak ya da zayıflayamamak her üç insandan, ikisinin neredeyse temel sorunlarından biri. Malesef zayıflama uğruna hayatlarını kaybeden birsürü insan var. Bana göre şişmanlığın en büyük nedenlerinden biri; “yemek için yaşamak”tan geçiyor. Hayatının yarısını bir çikolata bile yiyemeden geçiren insanlar var; “aman diyetim”uğruna.

Benim için; yemek yemek ve uyumak yaradılışımızda ki en gereksiz faktörlerden ikisi. (more…)

Biraz durup düşünülmesi gereken bir konu. Uyku esnasında gördüğümüz rüyaların birer hayal olduğunu ancak uyandığımız zaman anlarız. Oysa “gerçek hayat” dediğimiz hayatında bir hayalden ibaret olabileceğini asla düşünmeyiz.  Soru şu ; rüya esnasında veya “gerçek hayat” boyutunda algılananlar aynı değil midir? Her iki boyutta da algınanlar, zihin tarafından gerçekleştiriliyor. Düşünsenize; rüyalardan uyanmadığımız sürece bunların birer hayal olduğunu asla bilemiyoruz, ancak uyandığımız vakit ” rüyaymış” diyebiliyoruz.

Bize göre; elle tutulan ve gözle görülen şeyler ancak gerçeği işaret eder. Bunların dışında kalanların hakikatle bir alakası yoktur. Oysa; duyu organlarımız bizi yanıltabiliyor. Hislerimiz, aldatabiliyor.  (more…)

25 Eylül 2008

Hiç tahammül edemediğim şeylerden biri de horultu. Sanırım sırf bu yüzden bile ömür boyu bekar kalabilirim. Yanında sürekli horlayan biri ile ömür nasıl tükenebilir, kestiremiyorum.

Eniştem, ablamın tabiri ile ” körüklü tren gibi horlar.” Bir gece horultusunu kaydedip ertesi gün enişteme dinletmiş ve ” sen olsan senle uyuyabilir misin?” diye sormuş. O kadar tahammül edilemez yani. Benim durumum daha vahim; bırakın horultuyu, uyuyan birinin nefes alışverişini bile duysam, sabaha kadar gözümü kırpamam. Mesela evimde bir saat yoktur, tik tak sesleri beni delirtir. Yatılı olarak gittiğim heryerde o saatler önceden toplanır ya da pilleri çıkartılır. Bunlar birer takıntı sanırım. Daha pek çok takıntım var bunlar gibi; damlayan su sesi, ışık, televizyon veya herhangi bir ses, aklınıza ne gelirse. (more…)

5 Kasım 2007

Günlerdir sabırsızlıkla 5 Kasım gelsinde önümüze bakalım diye bekleniyor, nihayet geldi ve artık 6 Kasım. Elde var sıfır (0) Bu 5 Kasım kime ne çıkar sağladı tartışılır ama, bize bir yarar sağlamadığı kesin. Yine önümüze başka bir süreç eklendi, yine uyumaya devam edin mesajı verildi.

“Uyusunda büyüsün” diyorlar. Nasıl olsa kar yağar, kış gelir ve derken bahara kadar bu uyku sürer ve oyalama taktiği başarıya ulaşır. Anlamakta güçlük çektikleri belli ki bu milletin sabrının kalmadığını farkedemiyorlar. Ne büyük bir tesadüf; esir alınan 8 askerimiz, bu tarihi zirve öncesi teslim edildi. “Hadi bir parmak bal çaldık, siz uyumaya devam edin.” Ayağa kalkıp alkışlayalım, bakın ABD bize jest yaptı.

Çizilmeye çalışılan tablonun içinde yer almayacağımızı nihayet anladıklarında ne yapacaklarını çok merak ediyorum. O tabloda pkk ile aynı karede buluşma ve uzlaşma figürleri yer alıyor ki, bunu asla kabul etmeyeceğimizi henüz anlamış değiller.

Yeterince uyuduk ve büyüdük, artık teröre son noktayı koyacak, somut adımları görmek için daha fazla uyumayacağımızı her platformda gösterme zamanı.

 Amerika da adına böyle diyorlar; Sleep paralysis (REM) yani uyku felci. Bizim ülkemizde yani halk arasındaki adı karabasan. Çocukluk yıllarımdan beri adını sık sık duyduğum karabasanın bilimsel bir açıklaması olmamakla birlikte bazı çevrelerde olayın cinlerle bağlantısı olduğu söylenir. Aslı var mı bilemem tabi ama, karabasan ; uyanık olduğunuz halde yataktan kalkamamanız, bir güç tarafından hareketsiz bırakılmanız ve nefes alma zorluğu yaşamanızla birlikte, çığlık attığınız halde sesinizi duyuramadığınız gibi çeşitli halisilasyonlar görmeniz şeklinde anlatılır. Anlatılır diyorum çünkü çevremde pek çok insandan aynı tasviri mutlaka dinlemişimdir. Bunun sadece kendi ülkemize has bir kurgu olduğunu zannetmeyin, Dünya’nın heryerinde pek çok insanı uykusuz bırakan ama bir türlü tıbben açıklanamayan bir durum olsada Amerika da bir çeşit uyku felci olarak değerlendiriliyor. Uykunun uykusuzluk hali olan sleep paralysis için, uykuya dalarken ya da kalkarken uyku sersemliği ile birtakım sesler ve şekiller görülmesinden ibarettir deniyor.  Bu kadar basit olduğunu zannetmiyorum. en azından durumu yaşayanlar için öyle olmadığını biliyorum.

Yakın çevremden birinin başına elmiş olan bu olaylar zinciri sonucu, sürekli uyanık kalmak için çareler aradığına, hatta sürekli içerek sonunda uykuya dalmak için sızmayı beklediğine ya da uyku hapları kullandığına şahit olduktan sonra çok basit bir durum olmadığını daha iyi kavradım. anlattığına göre; özelllikle tanıdığı insanlar kılığında uyurken yanına gelen kişi ya da kişiler tarafından nefessiz bırakılıyor ve bir türlü uykusundan uyanamıyormuş. Küçükken zaman zaman benim başıma gelen bir durum vardı ama, aynı şeymi bilemiyorum. Uykuyla uyanıklık halinde bir nesnenin küp şeklinde sürekli büyüyüp küçüldüğünü hissederdim.  Aman gece gece yine nerden buldum bu mevzuyu bilmiyorum :)

Karabasana psikolojik bozuklukların ya da kan dolaşımındaki bozukluklarında neden olabileceğini okudum biryerde. Öyle durumlarda beyin sinirlere hükmedemiyormuş. Aslında anlatılanlara bakarsanız birazda mantıklı bir durum. Direksiyon hakimiyetini elinden yitiren bir sürücü gibi sanırım. Öte taraftan durumun cinlerlede alakası olma ihtimali halk arasında epey yüksek. Bazıları böyle durumlarda gelecekle ilgili durumları yaşadıklarını söylerler. Örneğin bir tanıdığım yakın bir akrabasının öleceğini gece rüyasında cinler tarafından öğrendinden bahsetmişti. (Töbe töbe gece gece :) ) Bu arada rivayete göre karabasanı yakalayıp kendilerine köle yapan insanlar varmış. Söylentiye göre üzerine bildiğimiz  çengellli iğneyi geçirmeyi beceren kişi, o iğne yakasında kaldığı sürece dilediğini karabasanına ( ya da cin) yaptırabiliyormuş.

Dediğim gibi aslında göründüğü kadar basit bir olay değil. İnsanlar bu sorunlarını halledebilmek için hoca hoca dolaşıp muska yaptırmakta, doktor doktor dolaşaşıp çare aramakta. Tam olarak sorununa çözüm bulabilen varmı bilemiyorum ama, olayı düşündükçe tüylerim diken diken oluyor. Düşünsenize sırf karabasanla karşılaşmamak için, türlü çareler arayıp uykudan kaçan insanların çaresizliğini. Bu durumu yaşayan herkese sabırlar diliyorum.

Bu gece beni ziyaret etmezler inşanlah :)