Arşiv‘ yalan ’

Uzun zamandır kendimi fazla önemsediğimi fark ettim o an; hayata karşı, dim dik duruşumun yalan olduğunu anladım. İlk defa gücümün yok olduğunu hissettim.

Korkuların, gerçeklerle yüzleşme anıydı! Korkularla yüzleşmek: Korkulan ne kadar kaygı verici olursa olsun, tamamen sarmasına izin verilmeli. Korluları ekstrem noktalara taşıyacak hayali bir durum üzerinde düşünüp, gerçekleşme olasılığını ve eğer gerçekleşirse neler olabileceğini kestirmeye çalışmak gerekli. (more…)

Ben sen gibi olduktan sonra, ben olmamım anlamı yok! Böyle bir atasözü var mıydı? Bilmiyorum, ama yoksa da hislerime tercuman olduğu için uyduruverdim.

Çekirdekten başlayıp; önce ailesel baskı, çevresel baskı, toplumsal baskı, bireysel baskı, işte baskı, sıralama okadar uzun ki saymakla bitmez… Peki neden? Herbiri kendi değer yargılarını, kendi düşünce ve yaptırımlarını zorla bir başkasına adapte etme uğruna, elitik bir dikta stratejisi izleyerek kabullendirmeye çalışıyor. Peki bireyin tek başına karar verme yetisi yok mu?

Baskılardan bir veya birkaçını ekarte edebilirsiniz, ama mutlaka baskı uygulamaya devam eden birileri gelip hayatınızı, sizin adınıza yönlendirebileceği konusunda sizi ikna etmeye çalışır. Sizin fikirlerinizin, duygu ve düşüncelerinizin bir anlamı yoktur. Bazen en yakınınızda olduğunu zannettiğiniz kişi bile, sizin düşünme yetisinden yoksun olduğunuzu; ” ama bak sen farkında değilsin, ama bak senin iyiliğin için, ama bak seni sevmesem..” gibi artık gerçekten klişe olmuş cümlelerle yüzünüze vurmaya devam eder.

(more…)

8 Ekim 2007

Kadınlar ve erkekler üzerine pek çok yazı yazılmıştır. Bu yazıların çoğunda ise - kadınları ya da erkekleri etkileme teknikleri - işlenmiştir. Hal böyle olunca,  konu hakkında benim de söylecek bir kaç sözüm var elbette. Tabi ki bu sözler erkekleri değil, kadınları ilgilendiren cinsten olacak. Erkekler; para, pul, karizma, hediye, yat, kat v.s ile kadınları etkilemenin yollarını zaten bulmuşlar. Peki kadınlar ne yapmalı ya da yapmamalı? En önemlisi nasıl mal olmalı ?

  • En önemli kural şu: Asla içiniz ve dışınız bir olmamalı. Erkekler kendilerine yalan söylenmesinden çok etkilenirler. Örneğin; futboldan nefret ettiğiniz halde, izlemeye bayılıyormuş gibi davranırsanız, çok etkileyici olur. Ya da evde oturup patlamış mısır eşliğinde film izlemek istediğiniz halde ona, bir barda çılgınca dans etmek istediğinizi söyleyin. ( para harcamaya ve gösterişe bayıldıkları için, film onlara göre ucuz bir düşünce olabilir)
  • Asla vaktim yok demeyin: Erkekler vakti olmayan kadınlardan nefret ederler. ( Eğer bir ilişkiniz varsa, vaktinizin olmaması imkansız, hatta ondan daha önemli birşeyin olabilme ihtimali sıfır) Hayatınızın merkezi oymuş gibi davranarak, şımarmasına izin verin. Tabi amacınız sadece anlık yaşamaktan ibaretse ;)
  • Annesi gibi davranın: Gerekirse onlara ninni söyleyin. ( mümkünse annelerinden hangi ninniyle uyuttuklarını öğrenin) Erkekler hep annelerinin yemekleri en güzel sanırlar, siz de boş durmayın, annelerinden püf noktaları öğrenmeye çalışın.
  • Dost yok : Hayatınız da dostlarınız varsa ya da edinmeyi düşünüyorsanız, vazgeçin. Dost diye birşey olamaz, hele sevgiliden önemli hiç olamaz. Artık tek dostunuz da, O !
  • Hesap sormayın : Yanılıp, sakın hımm demeyin,  hele açıkla asla demeyin. İzin verin tek hesap soran onlar olsun, hatta onlar sormadan siz direk verin kurtulun. Erkekler hesap sorulmasından nefret eder ama, kendilerine verilmesi egoları açısından önem taşır.
  • Sorunlarınızı anlatmayın : Şimdi ne gerek var, anlatıp sizi anlamalarını ( ki asla anlamazlar) bekleyeceğine, bırakın süt liman bir hayatınız olduğunu düşünsünler. Böylece hayatınızda ki tek rengin beyaz olduğunu ve beyazında kendileri olduğunu sanacaklardır ki, ego için bu da ilaç..
  • Hayır demeyin: Bir kere o kelimeyi hafızanızdan silin.  Herzaman her durumda evet, erkeklerin duymak istedikleri tek kelime.
  • Üç beş gün yeter:  Artık sizi kendi malı olarak görmesinin zamanı gelmiş demektirdir ki, bunun için de  -  üç, beş gün yeter. -  Bu durumda,  istediği zaman  s.. git demek ya da gel demek onun tekelinde olacaktır.  Hadi hayırlı olsun, başardınız, sonunda siz mal, o da sahip oldunuz (!)

Yalanın güzeli, çirkini olurmuş demeyin var tabi ki :) Yeni mim dalgasının konusu en güzel yalanlar olunca, ohh işte dedim sonunda yalan söylemenin bir faydasını görücez :) Traji komik bir durum olarak görünse  de, hepmiz zaman zaman ufacık (pembe) yalanlara sığınmaz mıyız. Her ne kadar sevgili Ras0ir  bana pas atarken, yalancı yalancı sana kimse inanmaz demiş olsada zaman zaman arkasına sığındığımız yalanlara inanalar oldu elbette ( ne ayıp tühh utandım şimdi :) ).

  •       İlk, ozamanlar ÖSS ve ÖYS olduğu yıllarda, ÖSS den oldukça yüksek puan almış olmama rağmen, ÖYS sınav günü annem “hadi kalk bu gün sınav var” dediğinde, yok sınav bu gün değil iptal edildi demiştim ve kadıncağız buna inanmıştı, tek istediğim biraz daha fazla uyumaktı. Uyku uğruna söylenmiş güzel bir yalandı ama, malesef sonucu okadar iç açıcı durmuyor :(   Sonraki sene telafi ettimde acısı geçti Allahtan.
  •       Lisede, toplu bir kaçış yaşamıştık arkadaşlarla, olayın disiplinlik boyutu doğmuştu elbette ama, iş başa düşünce bütün arkadaşları ve beni kurtaracak bir yalan söylemek zorunda kalmıştım, hatta söylemekle kalmayıp uygulamıştım. Bayılmış ve hastanelik olmuştum sözde, etkiside geçmemiş olacakki müdür yardımcısının yanında yeniden bayılınca adam inanmak zorunda kalmıştı mazerete :) Kötü bir yalandı ama, çok eğlenceli bir gündü değdi.
  •        En komiği, hala aklıma geldikçe gülüyorum ve bir yandan da utanıyorum bundan ama, çok eğlenceliydi. İstnbul dışında yaşıyan bir akrabam, daha doğrusu köyden gelen bir akrama rehberlik etmek için ailem beni seçtiğinde, ilk işim şu çift katlı otobüslere bindirmek oldu. Otobüse bindiğimiz de üst kata çıktık ve oturduk. Kızcağız aval aval bakınmakta belli ki şöför aramakta, hareket ettiğimizde panik bir halde ayağa kalkıp, ” ya şöför yok nasıl gidiyor bu araba” demişti, bende gayet ciddi bir tavırla uzaktan kumanda ile yönetildiğini anlatmaya çalışmıştım ve oda buna inanmıştı :) Çok eğlenceli bir durumdu ama, artık durağa gelip inme zamanı geldiğinde alt katta şöförü görünce, sanırım yalan söylediğim ortaya çıkmıştı ki bütün gün tek kelime bile etmedi :)

           Aslında  yalan söylemekten nefret ederim ( herkes öyle der ) sadece yalanı eğlence adına kullandığım olmuştur , tabi ki bu geçerli bir mazeret değil :) deim ve sırasıyla Zuzu  Emrah Atik ve aytaç ’a paslıyorum. Ylansız günler dileğiyle ;)

Bu arada sevgili Eda Suner ‘ de beni mimlemiş.