Arşiv‘ yasak ’

Daha önce yine sanal ortamda kontrolsüzce artan sansüre dur demek amacı ile, Sansüre Sansür.org tarafından bir kampanya başlatılmıştı. Zira, hala devam ediyor.  Kampanya da sitelere girişte, ” Bu siteye erişim kendi kararıyla engellenmiştir.”  yazısı ile, seslerini duyurmaya çalışmışlardı.  Burada özellikle vurgulanmaya çalışılan konu; istenirse arka kapılardan sitelere erişileceği ancak, bunun gerekli çözüm olmadığı idi.

Günlerdir, herkes tarafından yeterince yazılıp, çizildiği için  kendi çapımda sessiz sedasız destek vermeye çalışıyorum.  Açıkçası; bunun birbirinin aynı yüzlerce yazıdan ibaret, kopyacılık ve en önemlisi, blog madurları sayesinde kazanılmaya çalışılan hit oranını yükseltme çabasından başka birşey olmadığı kanısındayım.  Ancak; Kırmızı Günlük‘ün mesajından sonra, gerçekten ciddi çalışmalırın olduğunu görmek beni sevindirdi ve bu çalışmaları paylaşmak istedim.

“yazmak yasak okumak da öyle… nefes alabiliyor musunuz?”

sloganı ile; Serbest Yazarlar Platformu, blog maduru binlerce kişinin sesi olmaya çalışıyor. Yine, düzenlenen çeşitli imza kampanyaları( 1,2 ) mevcut…

Yapmanız gereken, Sansüre hayır demek! Bu yeterli bir çözüm mü? Onu da zaman göstercek!

Tütün ve Tütün Mamullerinin Zararlarının Önlenmesine Dair Yasada Değişiklik Öngören Kanuna göre; kamu hizmet binalarının koridorları dahil olmak üzere, her türlü eğitim, sağlık, ticaret, sosyal, kültürel,spor, eğlence binaların kapalı alanlarında,  Lokantalar ile kahvehane, kafeterya, birahane gibi eğlence hizmeti verilen işletmelerde de tütün ürünleri tüketilemeyecek. Taksi hizmeti verenler dahil olmak üzere, karayolu, demiryolu, denizyolu( güverte hariç)  ve havayolu toplu taşıma araçlarında sigara içilmiyecek.

Bütün bunlar; TBMM’in Genel Kurul’unda tartışıldı ve jet hızı ile sigara yasağının kapsamı genişletilerek kabul edildi. (Keşke her konuda bu kadar hızlı karar verebilselerdi.) Yasağa uyulmaması, oldukça ağır para cezalarınıda beraberinde getiriyor. Yinede bu uygulamanın tamamen yürürlüğe girmesi 18 ay kadar sürecek.

Sigara yasağını desteklemekle birlikte; şiddetle protestoda ediyorum. Biraz çelişik bir durum oldu sanırım ama, evet tamda çelişik bir durum. - keşke hiç başlamasaydım- keşke bırakabilseydim- gibi cümleleri malesef bir sigara tirkakisi olarak bende, sık sık telaffuz etmeme rağmen; sokakta it gibi titreyerek sigara içmek istemiyorum. Düşünebiliyor musunuz? Çok önemli bir iş anlaşması yapmak üzere bir grup insanla aynı masada, bir lokantada yemek yiyorsunuz, yemek uzadıkça uzuyor, toplantının ortasında ” müsadenizle, sigara içmek için kapının önüne çıkmam lazım” diyip, gidecek kadar sigara tirkakisisiniz. Sokakta belki yağmurun altında sigaranızı içip, geri geldiğinizde ” buyurun tatlı servisine geçebiliriz” diyorsunuz. Komik ama, belkide bu davranışınız, karşı tarafa kaba geleceğinden, o anlaşma gerçekleşemeyebilir!  Sigara yasağının genişletilmesi fikrine karşı değilim, gerekirse kapalı alanlarda sigara için daha çok mekan hazırlansın.  Nerede kaldı; demokrasi ve özgürlük? Bu şekilde mi sigara içmeyi önleyecek ya da azaltacaksınız? Malesef yasaklar her zaman daha ilgi çekici olduğu için, bu uygulamada tutmayacak. Ülkemiz de  yaklaşık 25 milyon kişinin özgür iradesini yok sayarak, sigaraya çözüm getirilemez.

Merak ediyorum; pasif içicileri  ve sigara tiryakilerini bu zararlı maddenin bağımlılığından kurtarabilecek farkı yöntemler yok mudur? Sigara yasağı yerine; özellikle resmi dairelerde olmak üzere, büyük kurum ve kuruluşlarda sigarayı bırakmaya  yardım edebilecek sağlık personeli bulundurma zorunluluğu getirilse, daha etkili olmaz mıydı? Veya sağlık kuruluşlarında ücretsiz psikolojik destek söz konusu olmaz mı?

Bu gün sigaran ın zararlarını bile bile ( ben dahil) içmeye devam eden milyonlarca insanın, azınlık konumuna getirilmesi ve özgürlüklerinin kısıtlanması sigarayı bıraktıracaksa, hadi bıralakım(!)

Bu gün elime geçen bir yerel polis gazetesinde bu başlığı gördüğümde merak ettim nedir bizi yavaş yavaş zehirleyen diye. Yazıyı okuduğumda tıpkı yazıyı yazan, Funda Erzurumluoğlu gibi bende çok şaşırdım. Yazıda ismi geçen zehirin adı Flor. Hani hepimizin yakından tanıdığı, özellikle diş sağlığı ve beyaz dişler için vaz geçilmez katkı maddesi flor. Biraz araştırınca bu maddedin özellikle içme sularımıza katıldığını ve bu sayede diş çürümelerinin engellenmesinin hedeflendiğini görünce, pek tabi daha yakından incelenem gerektiğini farkettim. Funda Erzurumluoğlu yazısında bu maddenin Avrupada bazı ülkelerde, Çinde ve Japonya da  yasaklandığını belirtmiş, öte yandan pek çok ülkede Amerika ve pek tabiki ülkemizde kullanılan bu maddenin savaşlarda uyuşturucu bir gaz olarak kullanıldığınıda görünce hayrete düşmemek ve evet “yavaş yavaş zehirleniyoruz” demek imkansız.

                                        Peki biliyormuydunuz, diş minesine korumak ve diş çürümelerini engellemek için, diş macunu içinde bulunan florun aşırı kullanım sonucu florosiz denilen hastalık meydana gelir ve diş minesinde kalsiyum flor tuzu nedeniyle yer yer beyaz renklenme meydana gelir. Şimdi burada ki sorun şu; vucumuz bir iskelet yapısından oluşur ve bu iskelet içinde 200′ü aşkın kemik bulunur, kemiğin içerindde de bol bol kalsiyum maddesi olduğunu hesaba katarsak,Florunda kalsiyumda aktif hale geldiğini göz önünde bulundurursak, kalsiyunla flor birleşince kalsiyum flor tuzunun oluşmuş olacağını anlamak zor olmayacak. sonuç olarak aşırı kullanım sonucu kalsiyumla florur birleşince ortaya çıkan florozis hastalığı, bebeklerde IQ düşüklüğüne, hamilelerde düşüklere,unutkanlığa, kemik kırılmasına, alzhemiera, kansere v.s ölümlere neden olmaktadır. Sonuç olarak bu maddenin hala neden bizim ülkemizde yasaklanmadığını sormak en doğal hakkımız olsa gerek.

20 Mayıs 2007