Arşiv‘ yaşam ’

Toplumun değer yargılarını anlamak bazen gerçekten zor oluyor. Örneğin; birlikte yaşamaya karar veren bir çift, toplum tarafından dışlanırken, aynı çiftin sadece dini nikah altında birlikte yaşamasında bir sakınca görülmüyor. Dini nikahın bağlayıcı bir etki sağladığını söylemek mümkün olmadığı gibi; toplumda bunun kabul gören bir eylem olmasını anlamakta mümkün değil.

Anayasanın 174. maddesinin ilk fıkrası ile koruma altına alınan 4. maddeye göre; “17 Şubat 1926 tarihli Türk Kanunu Medenîsi’yle kabul edilen evlenme akdinin evlendirme memurunun önünde yapılacağına dair medeni nikah esası ile aynı kanunun 10. maddesi hükmünü getirmiştir.” Yine, Aralık 2001’de kabul edilen yeni Medini Yasa’da “Evlenmenin, evlendirme memuru önünde yapılacağı ve evlenme kağıdı ibraz edilmeden dini merasim yapılamaz” (more…)

Dünya’yı sadece kendi etrafımızda dönüyor sanıyoruz ya ondan olsa gerek, sızlanmak için çok nedenimiz var: Hayatın adeletsizliği, mutsuzluk, para hoyratça bütün benliğimizi hapseden, benciiliğimiz.  Çoğu zaman ben de yapıyorum bunu, yaşadığım anı şikayet etmekten, sürekli birşeylerden hoşnutsuz, yaşamaya değer birşeyler bulamamaktan yakınıyorum.

Oysa, ölüm ve yaşam arasında öyle ince bir çizgi var ki; bunu ancak başımıza geldiğinde görebiliyor, sonra yine hiç birşey olmamış gibi, aldığımız nefesin kıymetini bile bilmeden, sevdiklerimize karşı gözlerimizi kapatarak, bencilce duygularımızın içine gömülüveriyoruz. Yaşamak için bir nedenimiz olduğunu unutuyoruz, yürüyen ayaklarımız, gören gözlerimiz, duyan kulaklarımız, dimdik bedenimizle hayatın zevkini çıkarmaktan kaçınıyoruz. (more…)

” İyi akşamlar” diyebilmek için sarfettiği çaba ve yüzünden, yüreğine kadar hissedilen hüzün, ama herşeye rağmen hayat da kalabildiği için mutlulukla gülümseyen gözler! Bir insanın dramı başka nasıl anlatılabilir bilmiyorum. Hele bu insanın dramına, sebep başka bir insan olmuşsa…

Sokağa çıktığınız her an, bir kapkaç mağduru olabilme riski ile, karşı karşıyasınız. İnsan hayatının ne kadar ucuz ve ne kadar basit olduğunu düşününce anlıyoruz ki; ne evimizde, ne de sokaklarda güvenli değiliz. Bir cep telefonu veya içi boş bir cüzdan için bile hayatımıza kastedecek, canavar ruhlu insanlarla aynı havayı soluyoruz. (more…)

Mesleki doyuma ulaşmanın en önemli kuralı, uygun meslek seçimi! Peki mesleki doyum neden önemlidir? Çünkü insan ile yasam arasindaki en güçlü bağ mesleki yaşamdır. Günümüz şartlarında meslek edinme, maddi tatmin ve fizyolojik ihitiyaçların giderilmesi için kullanılıyor olsa da, psikolojik ve sosyolojik açıdan önemli bir doyum noktası olduğu gerçeği değtirilemez.
İşini severek ve huzurla yapan kişiler, sosyal yaşantılarında da mutlu kişilerdir. Günümüzün en önemli hastalıklarından biri olan stresin başlıca nedeni, tatminsiz ve kendine uygun olmayan meslek seçimlerinden kaynaklanmaktadır. Amaç sadece para kazanmak ve ekonomik açıdan rahat bir yaşam sürebilmek olduğunda, mesleki doyum 2.plana atılabiliyor. Ülke ve Dünya gündemine şöyle bir göz attığımızda ise; bırakın sosyo ekonomik düzey yüksekliğini, “yeterki aç kalmayayım” (more…)

Yaşarken bir yandan da kendi hayatımızı yazarız, yaşam biçimbimizle…  Yaşarken pek ilgi çekici gelmez yaşadıklarımız, ancak yazıya döküldüğünde ya da bir başkasına anlatıldında bir anlam kazanır, daha bir ilginç gelir hayat öykümüz. “Oscar’a aday filmler” basit kalır bizim senaryomuz karşısında.

Hiç kendi hayat hikayenizi yazıp, sonra da bir filme çekmeyi düşündüğünüz oldu mu? Peki yazdınız ve gerçekten film aşamasına geldi diyelim; sizin hayatınızı beyaz perdeye taşıyacak kişi kim olsun isterdiniz? Nedense kendi hayat hikayesini yazan hiç kimse, sıra bunu perdeye aktarmaya geldiğinde başrol oyuncu kendisi olmamıştır. (more…)